Tüm Kötülüklerin Anası; Gezi

0

 

Üzerinden neredeyse 17 ay geçti ama sanki etkisi katlanarak sürüyor. Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilmesine karşı başlatılan hareket Türk siyasi yaşamına hatırı sayılır bir iz bıraktı ve bırakmaya devam ediyor.

Gün boyu bir şekilde haberleri izleyen (daha doğru bir deyişle dinleyen) biri olarak derdimi televizyonlarda son zamanlarda sıkça yayımlanan bir konut projesi reklamı aracılığı ile anlatayım.

gezipark3

Diyorlar ki;  Gezi olmasaydı, Türk ekonomisi şaha kalkacaktı…

Diyorlar ki; Gezi olmasaydı, turizmde lider ülke olacaktık…

Diyorlar ki Gezi olaylarında amaç iktidarı devirmekti…

Diyorlar ki Gezi olayları ülke dışından güçler tarafından planlanmıştı…

Diyorlar ki; Gezi hareketinin ağaçları korumakla, çevre bilinciyle bir alakası yoktu…

Diyorlar ki; Gezi’nin amacı ülkeyi kaosa sürüklemekti…

Ve en son dediler ki; Gezi direnişi, Hükümet ile Kürt hareketi arasında sürdürülen çözüm sürecini de sekteye uğratmış…

gezipark5

Şimdiye kadar Gezi’nin etkilerinin sosyoloji ve siyaset bilimi açısından incelenmesi gerektiğini savunuyordum. Ama anlaşılan bu hareketin yarattığı travmayı çözümleyebilmek için psikoloji biliminin de yardımına ihtiyacımız var. Çünkü toplumun bir kesimine göre Gezi tüm kötülüklerin anası konumunda.

Gezi Direnişini iyi ya da kötü olarak sınıflandırmaya başlamadan önce hareketin çıkış noktasının göz ardı edilmemesi gerektiğine inanıyorum. İnsanlar o bölgede yapılaşmaya karşı çıkıp, Gezi Parkı’nın yeşil alan olarak korunmasını savunmuştu. Peki, şimdi ne oluyor? İstanbul Büyükşehir Belediyesi tartışmalı Topçu Kışlası Projesini yine gündeme getiriyor. Gecenin bir saatinde iş makinaları parkın içinde otobüs durağı yapımı için çalıştırılıyor. Tepkiler üzerine araçlar geri çekiliyor, Belediye de “Topçu Kışlası Projesi” konusunda yargı kararlarına saygı duyulacağı yolunda bir açıklama yapıyor. Ama açıklamanın tonundan bu işin devam edeceğini anlıyoruz.  Sanki bir tür toplumun tepkisi ölçülüyor. Sanki adı konulmamış bir korkunun üzerine gidermiş gibi… Sanki gücünü kanıtlamaya çalışmak istercesine…

Dilerim anlamsız bir inatlaşmaya mahal verilmez. Hem bize sürekli demokrasinin bir uzlaşma rejimi olduğu anlatılmıyor mu?

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın