Şezlong Komşuluğu Sezonu Hayırlı Olsun…

0

Haziran ayında, Ağustos sıcakları bastı ülkeyi… Ama en çok da Ege ve Akdeniz’i… Bodrum’da yaşayan biri olarak ben de payıma düşeni aldım. Ve kişisel tarihimde ilk kez, Haziran’da sahilde şezlonga uzandım. Yanımda kitabım da vardı, sohbet edecek dostum da… Ama hava o denli bunaltıcıydı ki, ne iki satır okuyabildim ne de iki kelime yarenlik yapabildim. Her şeyin sorumlusu sıcak hava değildi tabii ki!  Şezlong komşuluğunun da katkısı oldu elbette….

Komşuluk önemli bir kavram. Hem yakınındakini rahatsız etmeyecek kadar uzakta kalmayı becerip hem de varlığınla renk katabileceksin. Bugünkü şezlong komşularım ilgi çekici insanlardı. Bir buçuk saat boyunca bizimle en ufak göz teması kurmama ve konuştuklarının tüm ayrıntılarını paylaşabilme yeteneklerine sahiplerdi…

bodrum,şezlong

Zorunlu kulak misafirliğimden öne çıkan başlıklara gelince… Genelde Türkiye, özelde Bodrum turizminde yaşanan kriz üzerinde en çok konuşulan konu oldu. Sahilde, İngilizce, Fransızca, Almanca yapılan anonsların ardından komşularım “sadece iki Fransız var” bilgisinden ve tüm şezlongların boş olmasından yola çıkarak ülke turizminin ağır hasta olduğu tespitinin altını çizdiler. Uzun uzadıya ve yüksek perdeden turizmin içler acısı halini değerlendirdiler… Sonunda turizmi “yerli turist” kurtarır noktasına ulaştılar.

güneşin zararları

güneşin zararları

İkinci konu başlığı güneşin zararlı etkilerine karşı nasıl önlem alınması gerektiğiydi… Televizyon programlarına katılan ve birbirinden farklı önerilerde bulunan hekimlerin fikirleri yarıştırıldı. Kemik sağlığı için hangi saatte güneşe çıkılması gerektiği üzerine çeşitlemeler yapıldı. Keşke ekran hekimleri görüş birliği içinde olabilselerdi. “Kaç faktörlü koruma uygundur?” tartışmasının ardından Türkiye’deki güneş kremi fiyatlarının yüksek olduğunda görüş birliğine varıldı.

şezlong euro 2016

Malum, Avrupa Futbol Şampiyonası, Euro 2016 devam ediyor. Bu konu da şezlong komşularımızın gündemindeydi. Ama Türk milli takımının aldığı sonuçlar değil de yeni çıkan “curve” televizyonlarda maç izlemenin ayrıcalıkları konuşuldu…

Deniz suyunun sıcaklığı, Bodrum’da yeme içmenin ne kadar pahalı olduğu, İstanbul’daki gayrimenkul piyasasındaki gelişmeler derken, en temel soruna geldi sıra… “Akşama ne yiyeceğiz?”

şezlong karnıyarık

Akşamın menüsü ayak üstü kararlaştırıldı. Karnıyarık, pilav, cacık. İçten içe bu tercihi alkışladığımı itiraf etmeliyim.

Sonunda komşularımız ayaklandılar ve aramızdaki tek iletişim ifadesi olarak “hoşça kalın” dediler ve gittiler… Artık sohbetin şehvetinden mi, havanın çok sıcak olmasından mı bilemem, ne denize girebildim ne de kendimi iyi hissedebildim…

Bir sonraki deniz macerama kulaklığımı getirmeye yeminliyim. Hatırlatırsınız değil mi?

 

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın