Seviyor, Sevmiyor… İnsanoğlunun Aşkla Sınavı Biter mi?

0

Varoluşundan beri insanların aşkla sınavı bitmiyor, ama çağımız insanları daha dertli bence hem de aşksızlıktan. Yine de bizi en mutlu eden aşık olmak sanırım.

aşk16

Aslında biliyoruz ki, aşk çoğu zaman tutkulu bir mücadeledir. Üstelik seven ve sevilen tarafından ayrı gözlerle bakıldığında da farklılaşıyor.
Platon’a göre aşk en tehlikeli ruh hastalığıdır, herkesin üzerinde farklı etkiler yaratıyor. Kabul etmek gerekir her aşk kendine özgüdür, kimi iz bırakır kimi silinir gider. Herkes kendine göre yaşar, aşkını gittiği yere kadar götürür ve sınırları bizim ona tanıdığımız kadardır.
Aşk gerçek bir tutkudur hem de yakan, kim inkar edebilir ? Paris ve Helen’in aşkına bir bakın,onun uğruna “altın elmayı” Afrodit’e verip, bir de kocasının elinden alıp Troya’ya kaçırdı. Sonrası intikam,savaş ve kıyamet getirdi.

helen

Tutku her zaman felaket getirmez elbette, Şah Cihan’ın büyük aşkı Ercümend Banu Begüm doğum yaparken ölünce, onun adına yaptırdığı Tac Mahal ölümsüz aşkın dünyadaki en güzel simgesidir.
Andre Gorz ve sevgilisi Dorine, hayatları boyunca yeryüzündeki haksızlıklara sessiz kalmayıp mücadele ediyor. Dorine’in uzun yıllar süren zor hastalığından sonra radikal bir karar alıyorlar; “kendi hayatlarına son verme” hakkını kullanıyorlar. Yaşarken olduğu gibi, ölümde de beraber olmayı seçiyorlar.
Nazım Hikmet ve Piraye’nin ebedileşmiş aşkı dillere destandır. En güzel aşk şiirlerini yazdığı 17 yıllık büyük aşklarında, hapiste kaldığı 13 yıl boyunca Piraye’ye 581 mektup yazıyor. Nazım’ın Piraye’ye hasreti bitince, bu kez uğruna şiirler yazılan dayısının kızı Münevver oluyor.

nazım

Filazof aşıklar Simone De Beauvoir ve Jean Paul Sartre, Sorbonne’da felsefe okurken tanışıyor. Düşünceleriyle bir çağı etkiledikleri dönemde yaşadıkları büyük aşk, bünyesinde başka başka aşkları da barındırıyor. Sartre’nin yedek aşk ilişkileri fikrini,feminist olan Beauvoir tüm kıskançlığına rağmen kabul ediyor.Aşklarını toplumdaki tabuları altüst eden bir özgürlük anlayışı ile yaşıyorlar. Ama öldükten sonra aynı mezarı paylaşıyorlar.

simon et jean paul

Kafka ve aşkı Milena edebiyat dünyasının en kavuşulmaz ve imkansız aşkını yaşıyor. Milena, Kafka’nın eserlerini tercüme ediyor ve dostlukları zamanla aşka dönüşüyor. Ancak Milena evli ve sadece iki üç kez görüşebiliyorlar. Milena’ya Mektuplar kitabında yasak ve imkansız aşkını ve çektiği acıları, duygularını her yönüyle anlatıyor. Bu imkansız aşk yüzünden verem olduğunda ancak aşkından vazgeçiyor. Milena’da ondan 20 yıl sonra Nazi toplama kampında ölüyor.

milena

Hep karşılıklı aşklardan bahsettik. Ama en can acıtanı tek taraflı aşk olmalı, platonik aşk aşığı çaresiz kılar. Biri yanarken diğerinin umurunda olmazsa insanı yok eder.
Yasak aşklar da çaresiz bırakıyor, Tolstoy’un Anna Karenina’sı, Flaubert’in Madam Bovary’si, Aşk-ı Memnu’nun Bihter’i bu güçlü duyguya ve kucak açan ölüme direnebildi mi?

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın