Şekerin Tadı Kaçarsa…

0

Duymayan kalmamıştır herhalde, kalan 14 şeker fabrikası da özelleştiriliyormuş. Pancardan yapılan şeker yerine sağlık açısından zararları konusunda hemen her uzmanın görüş birliği içinde olduğu, nişasta bazlı şekerin yaşamımıza gireceği korkusu son günlerin en sıcak konusu. Pancar üreticisinin, fabrika çalışanlarının o kentin ekonomisinin geleceğinin ne olacağı da ayrı bir dert. Ama şeker fabrikalarının bulundukları yerin hayatına kattığı rengi de ıskalamamak lazım.

Ben babamın deyişiyle ‘tatlı şekerde’ büyüdüm. Yani şeker fabrikalarında yıllarca çalışmış bir babanın kızıyım. İlk zamanlarda kentte yaşayıp servisle işe gidip gelen sonrasında aldığı terfi ile lojmana taşınma hakkı kazanan bir küçük memurun kızı.

Şeker fabrikaları pancar tarımının yapıldığı küçük kentlerin biraz dışında kurulmuş ve kendi kültürünü yaratmış kurumlardı. Okula Şeker İlkokulu’nda başladım. Tıpkı fabrika müdüründen işçisine kadar her çalışanın çocuğunun okuduğu gibi. Okul arkadaşlarımla beraber ilk kez sinemaya da şeker fabrikasında gittim. Kentteki sinemanın getiremediği bir çok filmi hafta sonlarında izleme şansı buldum. Arada tiyatro grupları, konferans vermeye gelen yazarların da yolu düşerdi bu salonlara. Kentin kültür merkeziydi. Kitaba ulaşmak şimdiki kadar kolay değildi. Fabrikanın kütüphanesi o zamanlar için bulunmaz bir nimetti. Ansiklopediler, sözlükler, romanlar artık ne ararsan … Spor tesislerini de unutmamak lazım.

Yaşım büyüdükçe çevreyi algılamam da farklılaştı. Şeker fabrikasının sadece en temel ihtiyaç malzemesini üreten bir yer olmadığını da görmeye başladım. Çalışanların çoğu fabrikanın hemen dibinde onun adıyla anılan mahallede yaşardı. O mahallenin esnafı da dolaylı yoldan fabrikadan ekmek yerdi. Kentin en gözde çalışma yeriydi. Kim bilir kaç kuşak orada çalıştı o kültürün içinde yaşamını sürdürdü.

    Fabrikanın etkinliği, sadece şeker üretimiyle de sınırlı değildi. Pancar üreticisine, besicilik yapanlara da kol kanat geriyordu. Adına fabrika denirdi ama aslında kentin en yeşil bölgesiydi.

Bir ikisi dışında şeker fabrikaları daha çok ilçelerde kurulmuştu. Her fabrika için en hareketli ve en kritik dönem kampanya yani pancar alım dönemiydi. O dönemde fabrika önüne pancar yüklü kamyonlar, traktörler sıralanır hummalı bir çalışma dönemi başlardı. Üstelik fabrikalar arasında ciddi rekabet de vardı. Hangi fabrikanın daha çok şeker ürettiği önemliydi.

Şeker fabrikalarının özelleştirileceği tartışmaları beni çocukluk yıllarıma götürdü. Şeker fabrikası kültürünün, sayısız kentin, köyün ve insanın yaşamına kattığı artı değeri, ’tadı’ bir kalemde silip atma çabalarına sessiz kalamayız.

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın