Ne Çok Acı Var…

0

Nerede olursan ol, ister köyde, kent merkezinde, gecekonduda, yüksek duvarlarla çevrili sitede. İster kahve ile güne uyan ister ince belli bardakta demli çay ile. Güneşin doğuşunu görmemek için perdeleri sıkı sıkı kapatsan da, alacakaranlığın ardından ilk ışıkları yakalamak için uykuyla inatlaşsan da… Onlar bir yolunu bulup karşına çıkar.
Sevdiğim, son günlerde “ne çok acı var…” cümlesini çok kullanır oldu. Pasif konumda kaldığım ama bir şekilde tanıklık ettiğim o kadar çok şey yaşanıyor ki artık ben de “ne çok acı var …”diye sayıklar hale geldim.

shutterstock_142210846
19 yaşındaymış. Üstelik de 8 buçuk aylık hamile. Onunla gazetelerde basılan üç paragraflık haber aracılığıyla tanıştım. Daha birçoğumuzun çocuğunun yuvadan uçmadığı bir yaşta, kör bir kuyunun dibinde vedalaştı hayatla. Canına kıyanlar da aile bireyleri. Nedenini sorgulamanın bir anlamı var mı? Biliyorum onu birkaç güne kadar kimse hatırlamayacak. Biliyorum ki bu vaka son olmayacak.
Onun gibi sonsuza kadar 19 yaşında kalacak bir genç daha var bildiğimiz. Gecenin kör karanlığında sopalarla yaşamdan koparılan Ali İsmail Korkmaz.

ali-ismail-korkmaz

Gazetelerde, duvarlarda sosyal medyada yer alan resimlerinde gülen gözlerle bakan genç adamın ölümünden sorumlu olanlar yine mahkemedeydi. Sanıkların ne söylediği beni hiç ilgilendirmiyor. Mahkemenin vereceği kararın Ali İsmail Korkmaz’ı geri getirmeyeceği de ortada.

ali'nin annesi

Ama annesinin kucağında oğlunun resmiyle sanıklara bakıp “ siz çocuklarınızın, annelerinizin yüzüne nasıl bakıyorsunuz?” çığlığını hiç unutmayacağım. Aralarında benim de bulunduğum anne olmanın zorluğundan yakınan birçok kadın bugün kendini kötü hissediyor biliyorum. Hatta bir anne “çocuğu yanında mışıl mışıl uyuyor diye utanan anneler ülkesi olduk.” diye tarihe not düşmüş.
Bunlar sadece iki örnek. Çevrenize bir bakın. “Ne çok acı var…”

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın