Masalları Özlemediniz mi?

0

Bir varmış bir yokmuş diye başlamak isterdim yazıya tıpkı bir masal anlatırcasına. Hani masal kahramanının başından öyle belalar geçer, ejderhalarla savaşır, öykünün her aşamasında bir ders çıkarır ve sonunda gökten üç elma düşer… Ama artık hayali düşmanlar, cadılar, büyücüler, yedi cüceler, üvey ablalar yok. Düşman belli… İnsan!
Bu yaşlar böyleymiş demek isterdim, ama bizden önce bu devreleri geçirenleri dinliyorum henüz örneği görülmemiş bir süreci yaşıyormuşuz meğer… Ama her anlamda… Ülkenin durumuna değineceğimi sanıyorsanız aldanırsınız. Ben önce kendi yarıçapımı hesaplamanın peşindeyim. İkinci dereceden üç bilinmeyenli denklemi çözmeye kalkışacak kadar fütursuz değilim.
Gelelim dairenin yarıçapına. Nedir? “Yaş 35 “ şiirini gülümseyerek anacağımız bir evredeyiz. Belki de “delikanlı çağındaki cevheri” hatırlayamayabiliriz. Üstelik bizden bir önceki kuşağın yaşadığı hayıflanmaları, yılgınlıkları ve hayal kırıklıkları anlayacak noktadayız. Ama yine de ateşin sıcak olduğunu anlamak için elimizi yakmaktan imtina etmiyoruz.

insan eli
Hatırlar mısınız? Daha özel okullar yok iken, küreselleşmeyi hücrelerimizde hissetmemişken, annemizin kaşı gözüyle bizi kuklaya çevirdiği günlerde “gelecek kaygısının” elinde oyuncak olmuştuk. Ve hepimiz yemin etmiştik. Biz evlatlarımızın yaşamında bu kadar belirleyici olmaya çalışmayacaktık. El âlem örgütünün tuzağına düşmeyecektik… Moda deyimiyle “anı yaşayıp” hayattan keyif alacaktık…

shutterstock_111098492

Ne oldu? Niye “aferine” koşma yarışına gönüllü yazıldık? Hani aslolan onların kendilerini sağlıklı, mutlu hissetmeleriydi? Peki, bunu geçtim. “Bizim evliliklerimiz ebeveynlerimizinkilere benzemeyecek” iddiamıza ne oldu? “Bizimki” diye bahsedilen insan ne zaman yaşamımızın en doğru seçimi olmaktan diskalifiye edildi? Aman zaten “erkekler”, “kadınlar” gibi genellemeler ne zaman bu kadar prim yapmaya başladı? Ve biz ne zaman bu kadar duyarsızlaştık, otomatik pilotla yaşamı idare etmeye başladık?
Her birimiz bir lord ya da kralla yaşadığımızı zannedip, harem entrikalarına yenik düşmemek için kondisyon tutup, evrene kurtarıcı yetiştirme gailesine düştük. Ama heyhat, bunlar sadece masallarda yaşanır. Ve gerçek hayatta gökten üç elma düşmez. Düşse düşse, pişmanlıklar, hayal kırıklıkları “yitip giden zamanlar” düşer…
Kendi adıma hiç olmazsa dairenin yarıçapını hesaplamayı öğrenip, bundan sonra kalan ömrümü planlamayı istiyorum… Ergenler henüz farkında değiller ama matematik candır!!! Gökten ne düşsün istersiniz?

..birden gelir kış fark etmezsin,
kalbinde siren sesleri!
batar gemilerin

Lütfen Paylaşın...

Bu yazı yorumlara kapalıdır.