İş Hayatının İçinden

0

Sevdiğiniz bir işi yapıyor olmakla,sabahları kapısından girmemek için ayaklarınızın geri geri gittiği bir işinizin olması arasında büyük fark var. Büyük umutlarla mezun olduktan sonra, şansınız yaver giderse istediğiniz iyi bir iş bulabilirsiniz, ya da tam tersi istemediğiniz bir işe başlayabilirsiniz. Burada önem kazanan bir diğer konu da okumuş olduğunuz bölüm. İstediğiniz bir üniversiteyi seçip, hayatınızın mesleğini okuduysanız daha şanslısınız. Yok, ailenizin yönlendirmesi ile istemediğiniz bir bölümden mezun olduysanız da memnuniyetsizliğe daha yakınsınız.

 

Sevilmeyen bir meslek, huysuz bir yönetici, anlaşamadığınız iş arkadaşları, iş tanımınızın eksikliği, gece gündüz süren uzun çalışma saatlerinin yanında, bir de maaşınız düşükse bunlar sizi mutsuz etmeye yeter de artar bile. Ardından stres, çatışma, boşa geçen verimsiz çalışma saatleri ve mutsuz yüzler gelir.
İşe alındığınızda aslında “Reklamları izliyorsunuz”, gerçek, işin içine girdiğinizde ortaya çıkıyor. Eğer, size verilen sözler yerine getiriliyorsa, takdir ediliyorsanız, kararlarda sizin de payınız varsa düşük bir maaş da alsanız bu size yetebiliyor.
Bir de yapılması gereken ayırım, yaptığınız işten mi, yoksa iş yerinden mi memnun olup olmadığınız. Her iki durumda da ortak sonuç mutsuzluk.
Mutsuz olduğunuz işte, önce durumu değiştirmeye çalışabilirsiniz.Elinizden gelen her şeyi yaptığınıza ve bir şeyleri değiştirmenin mümkün olmadığına karar verirseniz, arayışa girip ilk fırsatta da kaçarsınız.

iş26

Şirketlerde yıllarca, “Çalışan Memnuniyeti Anketi” yapılır, sonuçlar dört gözle beklenirdi. Çalışanlar mutlu mu, değil mi, nelerden memnun, nelerden değil, yöneticileri ile ilişkileri nasıl? Ardından da sıra düzeltici önlemleri almaya gelirdi. Bu anketler hem çalışan hem de şirketler açısından çok değerlidir.
Çalışma arkadaşlarınızla günün çoğunu birlikte geçiriyorsunuz, onlarla anlaşmak ne kadar önemli, birbirinizi kollamak, açıklarınızı kapatmaktan bahsediyoruz, kuyunuzu kazanlardan değil… En yakın çalışma arkadaşlarınızın da kişilikleri anlaşmanın sağlanmasında çok önemli;
Kolayca incinen, kırılan tiplerle birlikte çalışmak zor.Bu kişiler, kendi isteklerinden çok, karşısındakinin beklentilerine göre hareket ettiğinden, her şeye boyun eğerler, kendilerini ifade etmekte zorlanırlar genellikle.
İşini çok iyi şekilde yapmak isteyenler ise başkalarından sürekli onay alma ihtiyacı duyarlar.

iş

Her şeyi eleştiren, hor gören, empati yapamayan tipler, acımasız davranışlarda bulunurlar, hoşgörüden haberleri yoktur.
Karamsar tipler, felaket habercileri gibidir.İşlerini zamanında bitirememekten korkup, vazgeçme eğilimindedirler. Etraflarındaki arkadaşlarını da telaşa sürüklerler.
Ben merkezciler ise en dayanılmaz olanları. Toplantılarda durmadan konuşan, diğerlerinin fikirlerinden çok kendi düşüncelerinin ön planda olmasını isteyen bu insanlar için nihai hedef, patronun gözüne girmektir.
İş hayatının cilveleri bunlar, ama orada olmasa bile sosyal hayatınızda bu tiplerden bol bol bulunuyor.

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın