Gençlerimiz…

0

Evimin dört tarafı kapalı balkonunda pencerem yarı açık… Sıcak bir Nisan gecesi. Uzaktan tanıdık kahkaha ve itiraz sesleri geliyor. Buralara geldiğimde çocukluk ile delikanlılık arasında salınan dostlarımın sesleri biraz daha pürüzsüz bir o kadar da kararlı çıkıyor.
Onları tanıdığımda daha lisenin ilk yıllarındaydılar. Çenelerinin kenarında üç beş tüy, akortsuz ses ve yıldızlara ulaşan hayalleri vardı. Yetişkin dünyasına çoktan kabul edilen bizler, o afacan dünyayı tadını çok özlediğimiz bir yemeğe duyulan iştahla izledik. Bir sevgiliden diğerine, o hayalden berisine, idealizmden anarşizme savrulan yaşamları elde olmaksızın fabrika ayarlarına çevirmeye çabaladık.

ergen17

Başarıyı değil, o yıllar sonra ağızda buruk bir tat bırakan “keşke” sözcüğünü engellemeyi hedefledik. Çünkü aslında onlar bizim gençliğimizdi… Bize ebeveynlerimizin söylemeyi akıl edemediği, belki bilmediği veya cesaretlendirmediği kavramları onlar için dillendirdik. Bazen bir bebek saflığı, çocuk merakıyla kulak kesildiler bazen de “nutuk saatine hoş geldiniz…” rahatsızlığını hissettirdiler.

gençler1

Şimdi hepsinin fiziksel görünümü değişti. Kimi kilo aldı, kimi saçlarıyla vedalaştı kimi ise vücut bütünlüğüne dövmeler ekledi. Duygusal olarak da bir devrim yarattılar. Birbirlerinin gölgesine kurşun sıkarken, havuz kenarında kara poşetlerde votka şişeleriyle portakal suyundan suç unsuru yaratmayı başardılar.
Kimileri bu yolda tökezledi. Hayaller, beklentiler ve gerçekler arasında bocalayıp durdular. Belki durmaya devam edecekler. Ama yürüyebilecek kadar enerjisi ve vicdanı olanlar dönüp kalanları toplayacak diye düşünüyorum. Ya da öyle olmasını diliyorum…

gençler2

Genç dostlarım bana çok şey öğrettiniz. Size minnettarım. Şu pencereden içeri sızan kahkahaların değerini bilemezsiniz. Çünkü “sıfır noktasına dayandım!” dediğimde bile o gülüşmelerin geldiği noktaya baktığımda “umut tükenmedi” diye söylendim kendi kendime…
Gözü kapalı maceraya atılmanın cüretkarlığını hatırladım sizinle. Belki bazı şeyleri değiştiremeyiz ama bu durum bizi “imkansızı “ istemekten alıkoyamaz.Değil mi?

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın