Ergen Annesinden İtiraflar…

0

Bebeklik günlerinde yaşanan zorluklar, çekilen sıkıntılar ne hikmetse kısa sürede unutuluyor. Aklımda kalan sadece çok eğlendiğim, ve “dünyanın en güzel bebeği benim” dediğim anlar.
Okula başladığı gün, o çok eleştirdiğim annelerden biriydim. Sabah uyandırırken ağlamaya başlardım. Formasını giydirip kapıdan çıkarken bir sürü resmini çektim. Sonrasında kızını “istemediği bir aileye gelin veren” anne ruh haline girdim. Okulun giriş kapısından, sınıf düzenine, öğretmenin saç modelinden, yemekhaneye bakışım tümüyle umutsuzdu. Okulun hiçbir günahı yok. Orta sınıf bir otomobil fiyatı ödediğimiz okul aslında tüm beklentilere hakkıyla karşılık veriyordu. Ama “benim kızımı ne doktorlar ne mühendisler…” düşüncesinde olduğum için makul ve mantıklı değerlendirme yapmam mümkün değildi.

shutterstock_142441249

Hem o zamanlar o da çok farklıydı. Birlikte oyun oynamak ( ki ben evcilik oynamaktan nefret ederim.), uyumak, kitapların resimlerine bakmak (o zaman okuma yazma bilmiyordu…) babasıyla bile paylaşmaktan kıskandığım zamanlardı.
Ve şimdi o bir ergen… Doğal olarak çok büyüdü. Çok güzel bir genç kız. (Objektif olmamı beklemiyorsunuz değil mi?) Büyüme sürecinde deliler gibi çocuk eğitimi kitapları okudum. Kendimden ve eşimden çok emindim. Her şey çok güzel olacaktı…
Şimdi ise eşimle birlikte konuştuğumuz tek konu; “ne olacak bu kızın hali?”. Hani Kayahan’ın bir şarkısı vardı; “ben nerede yanlış yaptım?” Bu şarkı şu an beynimde en çok çalınanlar listesinin tepesinde. Eğer çocuğunuz yoksa ya da daha küçüklerse bu yazdıklarım size çok yabancı gelebilir.
Kaygılarımı anlatmaya kalksam “ buradan köye yol olur” ruh hali içindeyim. Ama zaman zaman sağduyu galebe çalıyor ve ona demek istiyorum ki;

shutterstock_142739200

” Bu dönemler zordur. Yaşamına arkadaşlar girip çıkacak. Onları yitirmek canını yakacak. Ama zor zamanında yollarını ayırmak istiyorlarsa “boş ver…” Hatta biraz daha büyüdüğünde yaşamındaki bazı insanları iyi gün dostu olduğunu anladığında daha çok acı çekeceksin. Neden bu hale geldiğinizi anlayamayacaksın. Erkekler hakkında aynı esprileri yapamayacaksınız. Bir sınıftan diğerine giderken karşılaştığınızda “kızlar partisi” geceleri aklına gelecek. Öfkeleneceksin, “başım yukarıda meydan okuyorum hayata” tavrını takınacaksın. Ama unutacaksın, yıllar sonra mezuniyet gününde birlikte fotoğraf çektireceksiniz. Ve geçecek, yeni bir kapı açılacak önüne.
Büyümek zor zenaat. İnsanlar zayıflıklarını görmesin istersin. Hepimiz böyle düşündük. Yardım etmek için uzanan elleri hiç tutmadık. Ama belki sen bu “zayıflık algısını” aşacak kadar güçlüsündür. Ailene, arkadaşlarına çevrene karşı maske takmak zorunda değilsin. Belki şu dönemdeki arkadaşların hayatından çıkacak ama ailen senin için sana rağmen hep bir adım arkanda duracak.
Şimdi kanının son damlasına kadar savunmaya kararlı olduğun görüşlerin, değerlerin değişebilir. Önemli olan yeniyi ve doğruyu araştırmaya niyetli olman ve kendini bunun için cesur hissetmen.

shutterstock_144307489

Ben başaramadım. Belki de böyle bir kültüre sahip bir ortamda hiç bulunmadığım için spor, sağlıklı yaşam konularına yabancıyım. Yine de canın çok sıkıldığında keşke açık havada yürüme alışkanlığın olsa. Bu saatten sonra bir spor dalına ilgi duyarsan senin adına sevinirim.
Dışarıdan bakıldığında hayatı takmayan, kaygısız biri gibi görünüyorsun. Gerçekten öyle mi? Yoksa aldırmaz görüntünün arkasında hayattan deli gibi korkan küçük bir kız mı var? Ne olursa olsun,inan yaşam çok da ciddi bir şey değil…
Üstelik insanın hayat üzerinde fazla bir kontrolü yok… Kimin başına ne zaman ne geleceği bilinmez. Bazıları hastalanacak, bazıları ölecek ve bazıları seni terk edecek. Sen de birilerini üzeceksin doğal olarak. Yani boş ver…
Gelecek konusunda da endişe etme. Bugünden yarını bilemeyiz. İleride nasıl biri olacağını, ne iş yapacağını, nerede yaşayacağını sorgulamanın bir anlamı yok. Sen ne istersen o olacak. Ve üstelik, her zaman fikrini değiştirebilirsin…
Paraya olması gerektiği kadar değer ver. Aç kalmak değil marifet. Ya da kişiliğini yitirip zengin olmayı başarmak. Sen yine de köşede bucakta birikim yapmayı ihmal etme.

shutterstock_146089331

Bilmiyorum şu aralar âşık mısın? Benim ergenliğimde, âşık olduğumuzda herkes yüzümüzden, davranışlarımızdan ve yaptığımız aptallıklardan anlardı. Sizin kuşağın duygularını dışarıdan yorumlamakta kendi adıma zorlanıyorum. Âşık olmak her çağda hatta sizin dijital çağınızda bile insana büyük zenginlik katar. Ayakların yerden kesilir, o dünyanın merkezine yerleşir. Büyü bozulduğunda da gider ya da gitmesini istersin. Doğal olarak canın yanar. Ama inan bu da geçer…
Ve her ne olursa olsun kendine inan… Seni mutlu eden işi yap. Kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değilsin… ”
Evet, tüm bunları ona anlatmak istiyorum. Ama aklım başıma geldiğinde vazgeçip bağırmaya devam ediyorum…

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın