Bu Gözyaşlarınızı Unutmayın…

0

Haydi artık oyun oynamayı bir kenara bırakalım.

Bizim merhametimiz, ancak bir şeyler gözümüzün içine sokulunca ortaya çıkan bir duygu. Özellikle de görsel materyallerle beslenir.

gozyaslari kamp

Suriyelilerin bu ülke sınırından içeri girmeleri üç sene öncesine dayanıyor. Kimse keyfinden durup dururken evini terk etmedi elbette… Bir çoğu aylarca yıllarca sınırda inşa edilen kamplarda kaldı, kalıyor. O kampların imkanları konusunda ahkam kesme şansın yok gitmedim, görmedim. Özellikle de iş edinip gideni de duymadım…

Bir kısmının maddi imkanları daha iyiydi, kendi sistemlerini kurdular. Uzaktan da olsa duyuyorduk, ”Suriyeliler geldi, fiyatlar arttı, kiralar uçtu..” yakınmalarını. Bir iki yıl önce kimsenin yüzüne bakmadığı evler yüksek kiralarla Suriyelilere verildi. Büyük kentlerdeki yaşamları da bir o kadar zordu; dilencilik, ucuza amelelik yapmak ve horlanmak.

gozyaslarınız dilenen

Sınırlı iş imkanları ve kaygılar, kadın erkek, çocuk demeden yeniden göç etmek zorunda bıraktı. Hedefleri Avrupa Birliği sınırlarından içeri girmekti.

Hem de ne pahasına olursa olsun. Ege sahillerinde gölge ağaç altı bulup, insan kaçakçılarının uygun gördüğü zamanı beklediler.Turistlerin rahatı bozulmasın diye okul bahçelerinde topladık onları. Hepimizin gözü önünde, çoğu zaman aç susuz, en temel hijyen koşullarından uzakta.

gozyaslariniz kadinlar

 

      “Çok üzülüyorum şekerim bu insan hallerine ama biz ne yapabiliriz?” deyip geçti en insaflımız. Çocuklarımıza onlardan uzak durmalarını öğütledik, yazlıklarda kendimiz için daha fazla güvenlik önlemi aldık. Akşam saatlerinde deniz sefamızı bitirip eve dönerken ellerinde can simitleri gözlerinde kaygı ile sahile giden insanları görmemezlikten gelmeyi başardık. Ertesi sabah ekranlarda “umut yolculuğu acı bitti…” manşetli haberi izlediğimizde o insanları zaten çoktan unutmuştuk.

 

gozzyaslarinizi suriyeli cocuk

Sanki burnumuzun dibinde, sanki gözümüzün önünde yaşanmıyormuş gibi….

Peki bu sahneyi kaç defa yaşadık? Ve daha kaç defa yaşamayı hazmetmeyi planlıyoruz?  Şimdilerde etik tartışması yaşanıyormuş. Kıyıya vuran minik bedenin ya da bedenlerinin  resmi yayınlanmalı mı yayınlanmamalı mı diye? Bence yayınlanmalı… Çünkü biz, gerçekler, özellikle de bu gibi gerçekler gözümüzün içine sokulmadan harekete geçemiyoruz..

Lütfen gözlerinizin dolmasından endişe etmeyin, çocuğunuza da daha sıkı sarılın… Sonra belki kendi başınıza, belki Suriyeliler için bir şeyler yapmaya çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte bir şeyler yapmaya başlarsınız. “Niyet etmek başlamaktır.” derler, ama siz yine de yarın sabah bu gözyaşlarınızı unutmayın…

 

 

 

NOT: Suriyelilerin sorunlarının çözülmesi için devletlerin, uluslararası kuruluşların üzerine düşen sorumluluğu yapmadığına şahitlik etmekle birlikte bireylerin de bazı şeyleri değiştirebileceğine inanıyoruz.O yüzden yazıda sadece, başta yazıyı kaleme alan olmak üzere bireyleri hedef almaktadır.

Fotoğrafları sosyal medyadan derledik…

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın