Bu da Geçer…

0

“Zor yıllardı… “ Öyle anlatırdı büyüklerimiz. Sokak çatışmalarında yitip giden genç hayatlar, ekmek, yağ, un ve şeker almak için saatlerce kuyruklarda bekleyen kadınlar, çocuklar ve yaşlılar. Belli ki; yılmamışlar yoksa bugün yaşıyor olmazdık.

Şimdi ekmek, yağ, un ve şeker için kuyruklarda beklemiyoruz. Ama topluca ölüyoruz. Ya bir canlı bombanın inayetiyle, ya bir dostun ihanetiyle ya da öylesine…

İnfaz saçılmış ortalığa. Ya kanla, ya kinle, ya da sadece iş olsun diye… “En kusursuz cinayet, birinin yaşama sevincini öldürmektir.” demiş Paulo Coelho. Yaşam sevincimiz yok ediliyor, bir terör saldırısında, bir yargısız infazda ya da kötücül bir söylemle.

Ne yapmalı? Her bir kötülüğü sineye sarıp sesimizi mi gömmeliyiz karanlığa? Öfkeyle tırnakları mı geçirmeli dost bilip düşman olanlara ? Yoksa herşeye boş verip,  yollara mı düşmeli ağzımızda bir türkü ve sigara eşliğinde?

bu da geçer1

“ Zor yıllardı…” Biz de böyle anlatacağız bir sonraki kuşaklara. “Karnımız toktu belki, ama yüreğimiz kıtlık yeriydi.” diyeceğiz onlara. Kaybettiklerimizin yasını bile tutamadan yenileri geldi cami avlularına. Bedenen öldürülemeyenleri de “kelimelerle yok ettik” diye anlatacağız… “Elinizde kalan neydi ?” sorusuna, büyücü edasıyla, “bir avuç öfke, bir tutam hayal kırıklığı, az biraz kırgınlık, çokça umutsuzluk ve değerbilmezlik …” diye cevap vereceğiz.

Bildiğim tek şey; ne çok acı var dünyamızda…  Yine de dilimizdeki temenni, ”  bu da geçer…” oluyor.

Olmuyor, henüz olamıyor…

 

 

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın