Aslında Genç Sayılırız… 40’lı Yaşlar…

0

 Yaş almak, yaşlanmak gibi kavramlar ne zaman aklınıza düşer ilk önce? Çocuklukta yaşanan bir an önce büyüme telaşı, 20’li yaşlarda yerini günlük hesaplara bırakır. Otuzlu yaşlar ise sistem kurma (kariyer-evlilik-tek başına ayakta kalma çabası-çocuk sahibi olma) heyecanı ile geçer. Ama 40 yaş kapıyı çaldığında belli belirsiz bir hüzün sarar insanı. Ne çabuk geçmiştir onca yıl? Tamam, geride hayata atılmış sayısız çentik vardır da, ya hayalini kurup da henüz gerçekleştirmeye zaman-imkan bulamadıklarımız?

Bakmayın günümüzde sıkça dillendirilen 40’lı yaşların aslında “genç “ dönem sayılması gerektiği yolundaki tezlere. Ben bu konuda farklı (kötümser)  düşünenlerdenim. Yeni bir işe başvurduğunuzda 40 yaş ve üstü olduğunuzu duyduklarında suratlar nasıl değişir? Üstelik aranan özellikler arasında “deneyimli” ibaresi bulunmasına karşın…

40lı yaslar bavul

Diyelim malum yaşlardasınız ve hayatınızı radikal bir şekilde değiştirmek istiyorsunuz. Büyük kentten küçük bir yerleşim yerine ya da yurt dışına göçmeye karar veriyorsunuz. Yeni iş kurma hayali ya da çocuk sahibi olma arzusu… Baktığınızda hiçbiri imkansız değil. Lakin önce o içinizdeki o “mızmız” ses itiraz eder, sonra da çevreniz. Bu “yaşta” maceraya atılmanın riskleri hakkında iyi niyetli tavsiyeleri duyarsınız.

Gelecek kaygısından hiç söz etmek istemiyorum. Evli ve çocukluysanız da, yalnız yaşıyorsanız da aynı yürek sıkışması başlar. Meşhur şarkıda söylendiği gibi:” Ya sonra?”

40’lı yaşlar fiziksel olarak her anlamda zirve yorumu yapılır. Ama her zirvenin bir de inişi vardır. En büyük ihanet de insanın kendi bedeninden gelir. Günler özellikle de hafta içi çok uzun ve zorludur. Ayaklarınızı uzatmak için dakikaları sayarsınız. Aynı şey ne yazık ki seneler için geçerli değildir. Hızla akıp gider.

Vücuttaki farklılaşmaya (yerçekimi-yıllar) karşı en büyük mücadele işte bu dönemde başlar. Tek bir nemlendirici kremle yıllar geçirenlerin banyo dolapları retinollü- kolajen desteği veren- bir sürü vitaminli sihirli kozmetiklerle dolar. Bedendeki fazlalıklar ve eksiklikler için cerrahi destek üzerinde daha ciddi düşünülür. Mucize iğnelerle, aletlerle kırışıklıklara karşı meydan muharebesi başlatılır.

İç çamaşırı alışverişine daha bir özen gösterilir. Özellikle yıllarca önemi gözardı edilmiş olan sütyenlere daha fazla yatırım yapılır. (Eve ulaşıldığı an hemen çıkartma ihtiyacı duyulsa bile…)

40lı yaslar ayakkabı

Benim teorim, kadınlarda ayakkabı fetişinin bu yaşlarda başladığı yönünde. Çivi topuk, dolgu topuk, bilekten bağlı, önü açık, postal, bot, çizme, pudra rengi, rugan, ille de kırmızı derken onlarca çift ayakkabı kutuların içinde giyilmek için gün sayar. Çünkü sokağa çıkarken yine de düz ve rahat olanı seçeriz.

Mini etek, düşük bel jeanler vitrinde, dergilerde hatta dolapta çok şık durur ama nedense rahatlığı eşofmanda buluruz. Bir sorun kendinize; “şimdi değilse ne zaman giyeceksiniz dolapta bekleyen o kıyafetleri? ”

Kuaföre, maniküre, pediküre harcanan paralar hiç göze gelmez. Saçlarda açık tonlara geçilirken (beyazlar başka nasıl kapanır) iyi bir saç kesimi yapan kuaför önemlidir. Bir de “kalıcı” virüsüne yakalanılır. Makyajın, ojenin ve fönün kalıcısı makbuldür…

40lı yaslar spor

Eğer bu zamana kadar yaşamınızda spora yer açmadıysanız, artık bir mecburiyetle karşı karşıya kalmak üzeresinizdir. Ya ezik bir ruh haliyle spor salonlarında ya da sabahın kör karanlığında kimselere görünmeden yürüyerek ter dökmenin zamanı gelmiştir. Üzülmeyin, bu karamsarlık kısa sürede dağılacaktır. Birkaç hafta içinde bedeninizi terbiye edersiniz veya eski düzene dönersiniz.

Yıllar sonra arkadaşlarınızla karşılaştığınızda içinizden “hangimiz daha çok yaşlanmış?” sorusu geçiyorsa, etrafınızdaki yakışıklıların yaşını duyduğunuzda “erken davransaydım benim çocuğum bu yaşta olabilirdi…” gibi (garip) hesaplamalar yapıyorsanız…

40’lı yaşlar yeniye uzanmaktan korkmaya, eldekilere sımsıkı sarılmaya başladığımız dönemin habercisi. Neyse… Enseyi çok da karartmamak lazım. Yaş dediğiniz sadece bir rakam.  Yoksa değil mi?

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın