8 Mart Dünya Kadınlar Günü

0

Adettendir günün anlam ve önemine dair bir yazı yazmak gerekir. Ama inanın hiç içimden gelmiyor… Neden derseniz? Sadece “kadın olmak” bile yeterince acı veriyor ülkemde.
Gün geçmiyor ki kadınlar, eşleri, erkek arkadaşları, kardeşleri, babaları ya da bir akrabanın uyguladığı şiddet sonucu yaşamını yitiriyor.
Türkiye’de kadın cinayetleri son 10 yılda yüzde bin 400 arttı. 2002 yılında öldürülen kadın sayısı 66 iken, 2013’ün sadece ilk dokuz ayında bu rakam 842’ye ulaşmıştı. Gazetelerin üçüncü sayfaları kadına yönelik şiddet haberleriyle dolup taşıyor. Öldürülen, tecavüze, tacize uğrayan kadınlar ise unutuldu.

8mart10

Dünya Ekonomik Forumu’nun (DEF) yayımladığı 2013 cinsiyet ayrımcılığı raporuna göre, 2006’da 115 ülke arasında 105. Sırada yer alan Türkiye 2013’te 135 ülke arasında 120. sırada görüldü. Yani, Türkiye siyasal katılım, ekonomik eşitlik, eğitim ve sağlık hakkı gibi farklı alanlarda kadınına pek eşit davranmamıştı…
Raporlarda rakam olarak ifade edilenleri hepimiz günlük hayatımızda bir şekilde yaşadık. Ahlak bekçileri kapıların önünde nöbet tuttu. Kadınlar sadece mesleklerine değil, yaşamlarına veda etmek zorunda kaldı. Ahlaksızlık suçuyla ordudan atılıp intihar eden mi istersiniz yoksa giyim tarzı nedeniyle iffetsizlikle suçlanıp canına kıyan hâkim adayı mı?

8mart6

Giyim, kuşam, makyaj, kaç çocuk doğuracağınız, hatta bu doğumu hangi yöntemle gerçekleştireceğiniz bile siyasi iradenin görüş alanında yer aldı.
Çalışma yaşamında fırsat eşitliği ya da siyasette birkaç hafta sonra yapılacak yerel seçimler için “kadın kontenjanı “ vaatleri de sözde kaldı.
Var olup olmadığımız konusunda kafamızı karıştırmak için ellerinden geleni yaptılar. Düşünün ki seyircisiz oynanan maçlarda statlara sadece kadın ve çocuklar alındı. Yani kadın “yok” hükmündeydi…
Ne olursa olsun kadınlar sinmiyor. 1995’den bu yana her Cumartesi Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemleriyle gözaltında kaybolan ve faili meçhul siyasi cinayetlere kurban giden yakınlarını soran Cumartesi anneleri bunun en güzel örneği…

8mart3

Gezi Parkı eylemleri ve sonrasında yaşanan sosyal dönüşüm hareketinde kadınlar hep ön saflardaydı.
Yazıya yılgın bir ifadeyle başlamış olabilirim. Ama umut tükenmez. Kadınlar haklarına, ailelerine ve topluma sahip çıktığı sürece umut tükenmez. Her şeye ve herkese rağmen…

8mart7

Merak Edenler için Kısa Bir Tarihçe
8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New-York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.
1910 tarihinde Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde de kutlanmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını kabul etti.
Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı.

Lütfen Paylaşın...

Bu yazı yorumlara kapalıdır.