40 Yaş Kadınları mı Erkekleri mi Daha Özgürleştiriyor?

0

Çevremde genellikle 40 yaş civarı ya da üstü kadın ve erkekler var. Çoğunu yıllardır tanıyorum. Belki de işte bu yüzden biraz şaşkınım. Neden mi? Çünkü kadınlar ve erkekler 40 yaşla birlikte çok farklı noktalara savruldular. Kendileri bile bu değişimi yorumlamakta zorlanıyorlar.
Kırk yaşını geçen kadınların özgüveni gözle görülür şekilde artmış durumda. Daha önceki yıllarda evlerinde, aile yaşamlarında düzeni koruma adına gönüllü olarak “edilgen” konuma çekilmişlerdi. Giyim tarzlarından, çocuk büyütme süreçlerine, sosyal çevrelerinden, yaşamı sorgulama yöntemlerine kadar tüm seçimlerini “var olanı muhafaza etme” kaygısıyla yaptılar.

Woman Looking at Reflection

Ancak sanki sihirli bir değnek değmiş gibi 40 yaş barajın aşan kadınlarda bir aydınlanma gözleniyor. Daha bir dik duruyorlar yaşamda. Ne yapmak istedikleri konusunda kafaları daha berrak. Bugüne kadar sürdürdükleri birliktelikleri gözden geçirip, bazen ince rötuşlarla, bazen de cesur ve radikal kararlarla şekillendiriyorlar.
40 yaş eşiğini aşan kadınlar “şimdi değilse ne zaman?” sorusuyla yaşamlarını düzenliyor. Olabilecek her türlü baskıya “artık 40 yaşındayım.” sloganıyla karşı koyuyor. Sanki korku duvarları yıkılmış, cesaretin getirdiği özgürlük rüzgârları esiyor hayatlarında. Saçlarına istedikleri şekli veriyor, giyim tarzlarını değiştiriyor, hobilerine zaman ayırmaktan suçluluk duymuyor, hatta yüksek sesle “ben “ demeye başlıyorlar. Belki de en radikal adım bu oluyor.

shutterstock_114931042

Erkeklerde gözlediğim dönüşüm biraz daha karmaşık. 40 yaş ile birlikte gençlik elden gidiyor kaygısı ve yaşamın duygusal boyutunu sorgulama kol kola yaşanıyor. Kimisi fiziksel görünümüyle uğraşmaya başlarken, kimisi sağlık konusunda hassaslaşıyor. Evham füzesi bu yaş döneminde erkekleri vuruyor galiba.
Saçlar ya çok kısalıyor ya da tam tersine uzatılıyor. Sağlıklı olmak için spor yapma girişimleri sıklaşıyor. Çocuk sahibi olanlar evlatlarıyla geçirdikleri zamanı daha kaliteli hale getirmeye çalışıyor.
Duygusal boyutta yaşanan değişimleri anlamakta doğal olarak anlatmakta zorlanıyorum. Çünkü bazı erkekler kafayı ne kadar sevildiklerine takıyor. Hangi kriterlere dayanarak bir ölçüm yapıyorlar tam çözemedim. Ama sonuç genellikle “yetersiz” çıkıyor. Bu durumda ya var olan düzende küçük çaplı isyanlar çıkarıyorlar ya da ev dışında açık denizlere yelken açıyorlar. “Ben değerliyim.” duygusunu başka aşklarla tatmin etmeye çalışıyorlar. Kendilerine göre “zincire vuruldukları” evlerden kurtulup başkalarının “kölesi” olmaya koşuyorlar.

shutterstock_51831097

Eskiden her türlü imkânsızlığa zorluğa gözü kapalı direnen erkekler artık en küçük başarısızlıkta süngüyü düşürüyor. İş yaşamındaki sıkıntılar ağır geliyor. Bir arkadaşımın annesi, bugünkü 40 yaş erkekleri “hatalı üretim” olarak nitelemişti. Bence “hatalı üretim” yerine “farklı üretim” sıfatını kullanmak daha makul. Çünkü şimdinin 40 yaş erkekleri kendi babalarına göre daha açık sözlü. Ve duygularını ifade etmekten korkmuyor.
Gözlemim o ki; 40 yaş, kadınları daha cesur, erkekleri ise daha duygusal yapıyor. Bakalım bir on yıl sonra neler düşüneceğiz…

Lütfen Paylaşın...

Bu yazı yorumlara kapalıdır.