2014 Yılında, 33 Yaşındaydım ve İstanbul’da Maraton Koştum…

0

Eren Arasan…. 33 yaşında, Galatasaray Lisesi ve Sorbonne Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu bir avukat. Paris’te Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra Paris ve Brüksel’de çeşitli uluslararası hukuk bürolarında ve bir bankanın Hukuk Müşavirliği’nde çalıştı. Daha sonra Paris’te kendine ait Hukuk Bürosu’nu açtı.  Şimdilerde ise hem Paris’te hem İstanbul’da avukatlık yapıyor. 14 yıl Paris’te yaşadıktan sonra bir süre önce yeniden İstanbul’a yerleşti. İnsanları, doğayı ve sohbet etmeyi çok seviyor.

Bütün hislerini anlatmaya yetmese de bize  Vodafone İstanbul Maratonu’na nasıl hazırlandığını, neler yaşadığını ve nasıl tamamladığını anlattı. Denemek isteyenler için bir rehber olabilir diye düşündük ve sizlerle paylaştık….

Maratondan önce ilk olarak koşmaya nasıl başladım?

Bundan 2 yıl öncesine kadar hayatımda hiç koşmamıştım. Bir gün yakın bir arkadaşım şöyle bir mesaj yolladı: “Eren, Paris yarı maratonu filan mı koşsak?”

Sanki yıllardır o mesajı bekliyormuşum gibi derhal internetten ikimizin de kaydını yaptırdım.

Sonra bir baktık ki, yarışa kadar sadece 3 ayımız var ve biz hayatımızda hiç koşmamışız.
O akşam ilk koşu denememizi yaptık. Hatırladığım kadarıyla 2-3 km koşabilmiş ve kıpkırmızı kesilmiştik. Böyle gidersek asla yarış günü yarı maraton mesafesi olan 21 km’yi bitiremezdik.

koşu4

Olaya daha da ciddi bir boyut kazandırmak için, koşumuzu bizim için de önemli olan bir dayanışmaya adamak istedik. Kadına karşı şiddet son bulsun diye ve bu uğurda çalışan sivil toplum kuruluşları çalışmalarını sürdürebilsin diye koşumuz vesilesiyle bağış toplayıp bu kuruluşa bağışlayalım istedik.

Artık iş iyice ciddiye binmişti. Sesimizi duyurmaya, insanlardan bağış toplamaya başlamıştık. Bu yoldan artık dönemezdik.

İnternetten araştırdık, koşan arkadaşlarımıza sorduk. Nasıl ayakkabımız, nasıl kıyafetlerimiz olması gerekiyordu, ne kadar aralıklarla, ne hızla,ne kadar koşmamız gerekiyordu? Hiç bir şey bilmiyorduk ve çok kısa zamanımız vardı. Paris çok soğuktu, biz çok çalışıyorduk. Ama artık antrenman yapmaya mecburduk.

İlk 10 km’mizi koştuğumuzda dünyada bizden mutlusu yoktu. Nereden bilecektik gün gelip iki günde bir 10 km antrenman yapacak insanlar olacağımızı?

Yavaş yavaş enerjimizi arttırmak, daha az yorulmak için neler yapabileceğimizi öğrendik.

İlk koşumuz olan Paris yarı maratonunu bitirdiğimizin akşamı önümüzdeki 3 aylık yeni yarış programımız hazırdı. Artık koşu bizim için bir yaşam biçimi olmaya başlamıştı. Ama bir gün maraton koşabileceğimizi hala düşünemiyorduk.

1 sene boyunca her ay yaklaşık 15 km’lik koşular yaparak yine bir sonraki yıl düzenlenen Paris yarı maratonuna katıldık.

1 yıllık düzenli antreman bize çok yol aldırmıştı. Aynı mesafeyi neredeyse 15 dakika daha az zamanda bitirmiş, hiç duraklamamış, hiç zorlanmamıştık.

Artık hayatımız her yönden değişmişti. 2 saatlik koşuları koşudan sonra saatlerce konuşuyor, birbirimizin tecrübelerini paylaşıyorduk.

Başka arkadaşlarımızı da özendirip, birbirimizle cafe’lerde görüşeceğimize, birlikte koşularda sohbet eder olmuştuk.

Artık “maraton koşabilir miyiz ki acaba?” diye düşünmeye başlamıştık. Ama maraton 42 km’ydi ve söylenene göre yalnızca “koşmaktan” çok başka bir şeydi.

maraton2

İlk maratonu İstanbul’da koşmak en doğrusuydu. Dünyada iki kıtada koşulan tek maratondu ve ailemiz arkadaşlarımız buradaydı.

Maraton hazırlıkları çok zorluydu. Yazın İstanbul’daydım ve İstanbul’da yazın cehennem sıcakları vardı. Hangi saatte çıkarsam çıkayım hangi kıyafetle koşarsam koşayım sıcaktan bayılacak gibi oluyordum.

Ama maratona koşmak istiyorsam bazı fedakarlıklar yapmam gerekiyordu. Çok erken yatıp sabah 6’da kalkıp hemen kendimi sokağa atıyordum ki, gece sıcaklığın çekilmiş olmasından az da olsa yararlanayım. Yine de kan ter içinde kalbim ve nabzım tavan yapmış bir şekilde eve geliyordum.

3 aylık bir programı 4 aya yayarak az da olsa disiplinli sayılabilecek şekilde hazırlandım.

Hep koşuyla ilgili yazılar okudum, başka insanların ilk maraton tecrübelerini anılarını okuyup kendimi motive ettim.

Yarışa son bir hafta kala parkuru çalıştım. Ailemden stratejik noktalarda bana destek vermeleri için beklemelerini istedim.

Maratonda ihtiyacım olan tüm enerjiyi besinler, su ve uykudan alarak yarış gününe hazırlandım. Bu konuda hiç taviz vermedim.

Yarıştan iki gün önce göğüs numaramı alıp kıyafetlerimi çoraplarımı ayakkabılarımı her şeyimi hazırladım. Ve heyecanla finish’i düşünerek beklemeye başladım.

Bitiremeyebilirdim, çünkü maraton mesafesini koşmak için yapılan antrenmanda maraton mesafesi asla koşulmuyor. O yüzden o mesafeyi koşup koşamayacağınızı ancak yarış günü anlıyorsunuz.

maraton3

Maraton boyunca hislerim ve düşüncelerim;

2. Km: bu köprüyü keşke yarışın sonuna koysalarmış, insan köprüden geçmek için yarışı bitirmeye daha çok heveslenebilir.

5. Km: doğru hıza eriştim galiba, biraz yavaş ama rahatım. Planım koşuyu bitirmek.

10.km’de : tamam canım, 3 kere daha bundan koşacağız bitecek işte.

15.km’de: çok mu su içtim?? Karnım çok mu şişti? 27 km daha böyle gidilir mi?

18.km’de: yok yok gidilmez böyle, bi ufak mola.

19 km’de: bu Unkapanı bu kadar yokuş muydu???

20. km’de: abimleri göreceğim şimdi yani bir bu kadar daha koşsam bitecek.

25. Km’de: 15 km’lik yarış da güzelmiş, onda da köprüler geçiliyordu.

26. Km’de: bu Yenikapı-Ataköy sahilini hayatımda kaç kere arabayla gidip gelmişimdir?

28. km’de: annemleri görene kadar duramam o kadar beklemişlerdir beni yürürken görürlerse üzülürler.

30. Km: daha önce en fazla koştuğum mesafeye ulaştım. 42-30 kaç ediyor?

31. Km. Evet, beklenen şeyler olmaya başlıyor, bacaklarıma inanılmaz kramplar girmeye başlıyor. Biraz iğne batırayım açılır belki.

32. Km: Bütün km’ler eşit mi? Yoksa bazıları diğerlerinden daha mı uzun acaba??

35. Km: Dizlerim? Dizlerim nerede? Dizlerim bitmiş!  O zaman yapacak bir şey yok, dizlerime buraya kadar beni taşıdıkları için teşekkür edip, beynimizden koşuya devam etmesini rica ediyoruz.

maraton5

36. Km. 42-36 kaç ediyor? 6 mı? 6 iyi.. Herhalde koşarım 6 km’yi. 36 koşmuşuz 6 mı koşamayacağız?

38. Km. Asfalt artık ayağımdan altından kaçıyor, sanki hiç bir yere basmıyorum. Şöyle yapalım: sanki 4 kere daha saaadece 1 km koşacağım ve bitecek.

39. Km Gülhane’ye yaklaşmış olmalıyız. Biraz daha su içeyim, şeker yiyeyim, muz da yiyeyim.

40. Km Gülhane’ye giriş yokuş demişlerdi! Aaa gerçekten yokuşmuş! Çıkmaya çalışırken geri geri düşer miyim acaba??

41. Km. Megafonlu insanlar gözüktü, finish yakında herhalde, ama hep kandırıyorlar, bitişe vardır daha kesin.

42. Km: o ne o ne? Geldik mi??? Allahım FİNİSH yazıyor!!!!

O an artık gözyaşları sel oldu, sinirler boşaldı, nefesim kesilmeye başladı. Tam bir duygu yoğunluğu.

Maraton boyunca, bir an bile yarışı bırakmayı düşünmedim ve tüm parkur boyunca koşarak 5 saat 13 dakika’da yarışı tamamladım.

Çok iyi bir skor değil ama benim amacım yerlerde sürünmeden bitirebilmekti ve başardım.

 

Maratondan sonraki hislerim;

Finish’ten geçtikten sonra tarifsiz bir mutluluk, doğa ve dünya ile bütünleşme ile hayatta her şeyi ama her şeyi yapabilecek güce sahip olduğumu hissettim.

Bir de bacaklarımda hiç bir zaman bitmeyecek gibi ağrı ile kalbimde derin bir yorgunluk.

O akşam saat 8’de mışıl mışıl uyuyordum.

2 gün sonra ağrılarım geçti ama mutluluğum ve dünya ile bütünleşme hissim hala devam ediyor.

Yine olsa yine yapar mıyım? Büyük fedakarlıklar yaparak hazırlandım, çok uzun ve zorlu bir süreçti. Ama yine de sanırım bir daha koşmak isterim çünkü her anına herşeyine kesinlikle değer.

2014 yılında, 33 yaşındaydım ve İstanbul’da maraton koştum.

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın