Zamanı Geldi de Geçiyor. Uyanmak Lazım…

0

Gerçeklik algısını yitirmek… Birkaç aydan beri beynimin içinde dolaşan bu kavramı yerli yerine oturtmakta zorlanıyorum. Hoş bu ülkede yaşayıp da bu konuda zorlanmamak da pek mümkün değil.

Bir ülke düşünün ki onlarca gazetesi, bir o kadar da televizyon kanalı var. Ve insanlar bu mecraların ürünlerine (ürün sözcüğü özellikle seçilmiştir) burun kıvırıyor.  Kim olduğu konusunda her türlü gücü elinde bulundurduğu var sayılan “devletin” bile yanıt bulamadığı bir twitter adresi “fuatavni” en muteber haber kaynağı haline geldi. Anlı şanlı gazeteler, internet siteleri haberlerini yayımlarken onu referans gösteriyor. Hangisine şaşırmak lazım bilemiyorum. Haberi yapabilmek için sanal karakterin arkasına sığınmayı mı yoksa “o yazıyorsa doğrudur” algısını yaratan ortam mı?

twitter4

“Dolar yine rekor kırdı.” Başlığı son günlerde en çok duyduğum cümle. Evet, rekor kırdı. Yani ne oldu? Etrafıma bakıyorum kimseden çıt çıkmıyor. Sanki atletizm müsabakasının gülle atma dalında bir dünya rekoru kırılmışçasına umarsız ifadeler görüyorum. Kimileri ekranlara çıkıp dilleri döndüğünce anlatmaya çabalıyor gerçekleri. Ama henüz “bana dokunmayan yılan…” noktasında olan çoğunluk başına gelecekleri sükûnetle bekliyor. Ha bu arada o “en güvenilen haber kaynağı” seçimlere kadar doları 2,95 TL olarak duyurmuş…  Şimdilerde pek geçerli olmayan bir deyişle hayat “iğneden ipliğe”  pahalanacak. İşsizlik ve enflasyon rakamlarının artması benim gibi ekonomi bilgisi “sınırda biri” için bile acı ve bir o kadar somut bir gerçek.

dolar

Ekonomi bültenlerinin kıyısında köşesinde bir ay içinde “bilmem kaç bin esnaf iflas etti.” haberlerini henüz göz ucuyla okuyoruz. Ama bu yangın herkesi yakacak… Umrumuzda mı?

Sistem her bireyi kendince avutuyor. Hepimizin bir beklentisi var. Çocuğu olanlar sınavlar diyarında gelecek ararken, gençler sistemin çarkları arasında savrulurken, her birimiz bir üst basamağa çıkabilmenin hayalini kurarken, girişimciler maketten para kazanmaya çalışırken, futbol maçları sonucuna göre ruh halimizi düzenlerken, kadınlar ve erkekler sonsuz gençliğin ve güzelliğin peşinde koşarken,2 milyona yakın mülteci ayakta kalmaya çalışırken, başını sokacak bir ev alabilmek için kan ter içinde kalırken, dizilerin yarattığı dramlarda sarsılırken, tansiyonla baş etmek için derin derin nefes almayı becermeyi öğrenirken, üçüncü sayfa haberlerindeki cinayetleri şehvet içinde okurken, yediğimizi içtiğimizi görünür hale getirirken ve sanki reklamlardaki gibi bir yaşam mümkünmüş numarasına yatarken…

gerçek1

“Gerçeklik algısını yitirmek” işte böylesi bir şey.  Belki artık bir durup düşünmek gerek. Nasıl bu kadar “küntleştik” diye sorgulamak belki… İçtiğimiz suya ya da soluduğumuz havaya eklendiğinden ciddi bir şekilde şüphelendiğim antidepresanların etkisinden çıkma zamanı geldi. Gerçeklerle ne kadar acı da olsa yüzleşmek zorundayız. Çünkü şapkadan tavşan çıkmayacak…

 

 

 

 

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın