Yetersizlerin, Dijital Asillerle Sınavı

2

Hepimiz aynı şeyi yaptık. Çocuklarımız henüz küçükken, evlerimizi saray, onları prens ya da prensese, kendimizi bu küçük asillerin uşağı haline getirdik. Ancak çocuklar büyüdükçe, kendi kazdığımız kuyuya düştüğümüzü anladık. Her biri kendisinin “en özel “ olduğunu sanan narsist bir gençlikle karşı karşıya kaldık. Ama tek suçlu da biz değiliz. Bu kuşağın doğasında narsizm var.
Çocuklarımızla ufak ufak kuşak çatışmasını yaşadığımız şu günlerde, Time dergisi “Millennials” başlığı altında en büyüğü için bile “genç yetişkin” tanımını yapabileceğimiz kesimi incelemiş. 1980 ile 2000 yılları arasında doğanları kapsayan bu grup için yapılan ilk saptama bencillikleri olmuş. Kendilerine âşık, dünyanın merkezi olduklarına inanan bu kuşak sistem içinde yer bulmakta zorlanıyor.
Cep telefonları vücutlarının ayrılmaz parçası haline gelen bu kuşağın tam anlamıyla bir iletişim bağımlısı olduğunu artık herkes biliyor. Ancak, teknoloji yüzünden sürekli arkadaşlarının etkisi ve kontrolü altında olan bu kuşağın entelektüel gelişiminin zayıf olduğu da saptanmış. Yüz yüze iletişimin yerini ekran arkadaşlığına bıraktığı günümüzde çocuklarda yaratıcılık ve empati yetenekleri azalma eğiliminde.
gençlik1
“Me me jenerasyonu” için hayatta en büyük hedef, bir marka olabilmek. Bu kuşak, sosyal medyadaki takipçi sayısını artırarak kendi çaplarında meşhur olmaya çalışıyorlar. Televizyonlarda yayınlanan reality programlarıyla (Keeping Up With Kardashians, Survivor) büyüyen bu grup, narsizm eğitimini ekran başında tamamlıyor.
Genel olarak bakıldığında yeni kuşak, bir zamanlar zengin çocuklarına ait olan özelliklere sahip. Çünkü internet sayesinde, bir dönem sadece zenginlerin ulaşabildiği bilgi ve imkânlar tüm gençliğin hizmetinde. Yeni kuşağın otoriteye saygısı yok ama isyankâr da değiller. Hiyerarşinin kuralları da onları ilgilendirmiyor. Kendilerini çok beğeniyor olsalar da, dışarıya karşı sevimli olmayı ihmal etmiyorlar. Ayrıca farklılıklara karşı da saygılılar. Yeni kuşağın dünyası düz, o nedenle liderliğe ihtiyaç duymuyorlar. Ama yaptıkları her seçim için onay bekliyorlar. Bilgi seviyeleri yüksek, ancak aktif olmayı sevmiyorlar. Telefonlarına tapıyorlar, ama konuşmak için kullanmıyorlar. Kendi sorumluluklarını almak yerine, aileyle yaşayıp ebeveynlerin ek kartlarını kullanıyorlar.
gençlik
Tüm bu veriler, Time dergisinde yayınlanan kapsamlı bir makaleden derlendi. Şimdi sorulması gereken soru, bu kuşağın dünyayı nereye götüreceği. Anlaşılan, insan toplumu, bu kuşakla birlikte uygarlıkta yeni bir seviyeye geçecek. Ancak çocukluk yıllarından itibaren “ben yeterli değilim” fikriyle büyütülen, özsaygı yoksunu bizim kuşağın, kendisine aşık bu gençleri anlaması çok zor olacak. Biz de bir önceki kuşağın yaptığı gibi, “gençlik nereye gidiyor?” sorgulamasını sürdüreceğiz. Öte yandan yeniye karşı direnirsek, yarın için umutlarımıza ne olacak? Prensler, prensesler ve uşaklar mutlu mesut yaşayamayacak mı?
gençlik2

Lütfen Paylaşın...

2 yorum

Yorum Yapın