Yaşam Konfor Alanımızın Ötesinde Başlar!

0

Evim sıcak olsun, düzenli işim olsun, cebimde param, mutfağımda kaynayan çayım olsun… Sadece duymak istediklerimi söyleyen dostlarım (!!!) olsun… Kimsenin eleştiremeyeceği kadar sıradan ve bir o kadar güvenli makyajım olsun. Bir milimetre sapmadan geçtiğim yollarım olsun. Kendimize yarattığımız konfor alanı, heyecansız güvenlik bölgeleri. Çıktığımız anda elimizden kaybolmalarından mı korkuyoruz, yoksa kendi isteğimizle bu alanlara bir daha geri dönmemekten mi? Meydan okumanın, heyecanın daha tatlı gelmesinden mi? Yoksa içimizdeki gerçek “ben” i görmekten mi? Aslında böyle bir alanın ne kadar aldatmaca olduğunu, geçici olduğunu, her an zaten bozulabileceğini düşünsek bu hayali bölgeden çıkmaktan da o kadar daha az korkarız…
Günlük rutinlerimizi inatla bozmadan, ama bu rutinlerden de sürekli şikayet ederek geçirirsek ömrümüzü, yaşama meydan okumaya kendimize izin vermezsek, hayatın sınırlarını zorlamaya bir kere bile teşebbüs etmeden hayatı anladığımızı söyleyebilir miyiz? Belirli sınırlar içinde kalarak, risk almadan geçen bir hayat kime ilham verebilir?
Zorlu bir parkuru koşabildiğimizde daha çok hissederiz yaşadığımızı. “Bırak boş ver” diyen sesimize rağmen, mükemmele yaklaşmak için çabaladığımızda, sonunda gerçek tatmin duygusunu yaşarız. Deli gibi sevdiğimiz işi yaptığımızda kalbimiz daha hızlı çarpar. “Nasılsa yapamam” dediğimiz sporu azim ve disiplinle yaptığımızda… Bize kodlanan davranış biçimlerini yok edip kendimizi kendimize ve herkese rağmen değiştirdiğimizde. Sınırlarımızı zorladığımızda, inançlarımız ve hayallerimiz için savaştığımızda. Kendimiz ve tüm dünya için, yine kendi koyduğumuz önyargılarımızdan kurtulduğumuzda.
Bence hayat burnumuzu dışarı çıkarıp zorlu dünya ile savaşmaya, kendi sınırlarımız dahil sınırları zorlayarak aşmaya çalıştığımızda başlar. Bence ne kadar tutkulu ve yaratıcı olabileceğimizi görmek için bile konfor alanımızdan çıkmaya değer.

Hale-2013 İstanbul

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın