Yalnızlık Üzerine

0

Son dönemde kafayı yalnızlığa taktım. 20-30 yaşlarındayken yalnızlığa methiyeler düzen ben,40’lı yaşlarımda biraz korkarak anıyorum tek başınalığı. Hani uyumadan önce bir kaç dakikalığına da olsa geleceğe yolculuk yaparsınız ya? Yıllar önce bu yolculuklarımda kendi başıma bir hayat kurduğumu düşlerdim. Kiralık da olsa, gecekondu da olsa kapıyı kapattığımda bir başıma olacağım bana ait bir mekanın hayalini kurardım. Hayallerim gerçek oldu. Hatta yalnızlıktan sıkıldığımda ötesine geçtim. Bir aile kurdum ve kahverengi pancurlu bir evde yaşıyorum.
Yalnızlık üzerine bugünlerde biraz daha fazla düşünüyorum dedim ya, geçtiğimiz günlerde okuduğum bir haber, kalabalıklar içinde tek başına olmanın insan üzerinde ne denli bir yıkım yaptığını gözler önüne seriyordu. Özellikle ilerleyen yaşlarda yeterli sosyal ilişki eksikliği ya da yalnızlık sigara içmek kadar büyük tahribata yol açıyormuş. Hatta şişmanlıkla kıyaslandığında yalnızlık iki kat daha tehlikeli olabiliyor.

yaslı3

Yalnızlık salgın gibi sarıyor etrafımızı. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmaya göre 1980’lerde nüfusun yüzde 20’si yalnızlıktan yakınırken,günümüzde bu rakam yüzde 40’la dayanmış.
Ve yüreğime dokunan bir haberden daha bahsetmek istiyorum. Harold ve Ruth Knapke 65 yıl boyunca evli kaldılar.

8C8755183-130826-knapke-couple-recent-719p.blocks_desktop_medium

66’ıncı evlilik yıl dönümlerine günler kala, önce Ruth yaşama veda etti. Ruth’un ölümünden sadece 11 saat sonra Harold Knnapke de son nefesini verdi. Harold ve Ruth birbirlerini çocukluk dönemlerinden beri tanıyorlarmış. Mektup arkadaşlığı ile başlayan ilişki 65 yıl süren evlilikle noktalanmış. Çocukları onların ilişkisini “biri,diğeri yanında olmadan yemek bile yemezdi.” diye anlatıyor…

8C8755027-130826-knapke-couple-wedding-day-720p.blocks_desktop_small

Benim ebeveynlerim 50 yıldır evli. Ama aradan geçen yarım asır onları birbirine yaklaştırmak yerine uzaklaştırdı. Aynı çatı altında yaşayan iki yabancı, birbirlerine tahammül edemeyen ev arkadaşlarına dönüştüler. İkisi de yaşamlarını sonsuz bir yalnızlık olarak anlatıyor. Geçmişten gelen öfke, hırs ve hınç her geçen gün daha da artıyor. Ama işin komik yanı, birbirlerinin gölgesine kurşun sıkan bu insanlar bir daha dünyaya gelseler yine birlikte olmayı seçeceklerini söylüyor. Belki çevrelerinde daha fazla arkadaş ya da yaşamlarında farklı hobileri olabilseydi… Kim bilir?
Diyeceğim o ki yalnızlık zor zanaat. İnsan biriktirmek şart…

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın