Dizi Kültürü, Edebiyatı Esir Alıyor mu?

0

Televizyon, sanat üzerinde ne kadar etkili? Özellikle de edebiyatla, televizyon kültürü arasında nasıl bir ilişki var? Son zamanlarda popüler olan kitapları incelediğimde, dizi film tarzını fazlasıyla soluyorum. İzleyici, seyirci ve okuyucu, “Ya sonra” şarkısını söylerken, yayınevleri de, bu talebe duyarsız kalamıyor.
Bir dönem okuyucular, tüm dünyada satış rekorları kıran “Da Vinci Şifresi” ile tanınan Dan Brown’un yazdığı seriyi takip etti. Simge-Bilim Profesörü Robert Langdom’un gizemli maceralarını önce sayfalarda, ardından sinemalarda izledik.
Hemen hemen aynı zaman diliminde, ” Harry Potter” çılgınlığı yaşandı. Yediden yetmişe, yeni macerayı okuyabilmek için kitapçıların kapısında kuyruk oluşturdu. Harry Potter’un akıbetinin ne olacağı konusunda, bitmek bilmeyen tartışmalar yapıldı. Büyücülük okulundaki bir çocuğun yaşamını anlatan J.K. Rowling, yarattığı karakter “Harry Potter” ile 400 milyon okuyucuya ve hatırı sayılır bir zenginliğe kavuştu. Tabii, Harry Potter serisinin filmlerinin gişe rekorları kırdığını da unutmayalım.
Derken, İsveç kökenli bir seri girdi hayatımıza. Gazeteci Stieg Larsson’un ömrü, “Milenyum” üçlemesinin aldığı övgüleri duymaya yetmedi. Kendi keyfi için kaleme aldığı ve yayınlamak için hiç çaba harcamadığı “ Ejderha Dövmeli Kız” ile başlayan seri, Larsson’un ölümünden sonra basıldı. Kitapları, en çok satanlar listesinin üst sıralarında aylarca kaldı, sinema dünyasına ilham kaynağı oldu.
Vampir dünyası da, seri roman olarak yaşamımıza girdi. Stephenie Meyer, genç bir kız olan Bella’nın, 104 yaşındaki Edward Cullen isimli vampirle aşkını anlatan “Alacakaranlık” başlıklı romanını kaleme aldığında, aslında birkaç yıl önce gördüğü rüyayı anlatıyordu. Birbiri ardına çıkardığı dört romanla seriyi tamamlayan Meyer, artık yıllık kazancı 40 Milyon Dolar olan bir yazardır. Amerikan film endüstrisi 100 Milyondan fazla satan,37 dile çevrilen vampir edebiyatına kayıtsız kalamadı. Sonuç muhteşem bir gişe başarısı oldu.
“Açlık Oyunlar” ile tanışalı çok olmadı. Amerikalı yazar Suzanne Collins tarafından kaleme alınan seri, ”Ateşi Yakalamak, ve Alaycı Kuş” adlı kitaplarla devam etti. İlk olarak 2008’de basılan 26 dile çevrilen ve gençlik romanı kategorisinde yer alan “Açlık Oyunları” beyaz perdeye uyarlanmasıyla da milyonların ilgisine mazhar olmuştu. Bu yıl Oscar Ödüllerinde en iyi kadın oyuncu olarak seçilen Jennifer Lawrence, bu seriyle dikkatleri üzerine çekmişti.
Sırada, yükselen değer, ” …yetişkinler için erotik roman” serisi var. “Grinin Elli Tonu” İngiliz yazar Erika Leonard James, kitabının gördüğü ilgi karşısında “…benim için de büyük sürpriz oldu” derken, “Elli Ton” serisi, dünyada en kısa sürede, çok satan kitaplar arasında zirveye ulaştı. Anastisia ile Christian Grey’in, aşkını sinema filmi yapmak için görüşmeler sürüyor. Sanal alemde, Grey rolüne kimin yakışacağı üzerine anketler yapılıyor.
Yetişkinler için erotik roman akımı, Vina Jackson mahlası adı ile iki yazar tarafından kaleme alınan “80 Gün” serisi ile sürüyor. Tutkulu kemancı Summer Zahova’nın yaşamından kesitler sunan 80 gün üçlemesinin ilk kitabı, kısa süre önce, Türkçeye çevrildi. Yakında bu serinin de afişlerini görürseniz şaşırmayın.
Ne demeye çalışıyorum? Radyo günlerinden kalan “arkası yarınları” dizi filmler onları da seri romanlar izledi. Bu noktada, yazar da, beyaz perdeye veya ekrana uygulayan da, memnun. Okurlardan ve izleyicilerden oluşan koro yine aynı şarkıyı mırıldanıyor. “Ya sonra?”

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın