Tutkuyla Bağlanmak, Bağlandığında Asılı Kalmak

0

Çoğumuz bağlanmayı hatta tutkuyla bağlanmayı severiz. Belki bir güven, belki inanç, belki azim, belki de sadece ihtiyacımız olduğunu düşünürüz bağlılığa.

Bağlandığımızda, o her ne ise, yüzümüze bir tebessüm katar. Bir umuda, bir geleceğe, bir heyecana doğru yol alırız bu bağlandığımız şey ile. Ya sonra? Sonra bağlandıkça; belki aradaki ipleri çektikçe çekmeye, zorladıkça zorlamaya, istedikçe daha fazlasını istemeye doyamayız adeta. Ve sonra? Sonrasında; hayatımız, o bağlandığımız şey ne ise, ona eşitlenir, onunla tanımlanır hale gelir. Ve bakmışız ki bağlandığımızla asılı kalmışız, ne istediğimizi unutmuş, çıkış yolunu kaybetmiş ve farketmemiş olarak.

tutku1

Oysa aradaki ipleri biraz daha yumuşak tuttuğumuz bağlılıklarımız daha güvenli ve keyiflidir. Hayatımızı eline geçirmeye başlayan, hayatımızın anlamı haline gelen sımsıkı bağımlılıktan ise belki de birçok bağımlılıklarımız olmalı ve hepsine birden sarılabilmeliyiz ama gerginlik yaratacak sıkılıkta değil; yumuşakça, hafifçe, gerektiğinde kendi kararımız ile iyice bollaştırıp ve eğer istersek tamamen bırakabilmek üzere.

İyi seçtiğimiz bağlılıklarımız olsun; yaşadıkça çoğalarak, yaşlandıkça keyfini çıkararak…

Selin Koldaş Denli
ozbenliginikesfet.blogspot.com/‎

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın