Trafik Canavarlarından Nefret Ediyorum…

0

Bu güzelim yaz gününde daha keyifli şeyler yazmak isterdim. Ama Türkiye’nin neresine gidersek gidelim, peşimizi bırakmayan trafik canavarları sanki hep nöbetteler ve keyfimizi kaçırmak için fırsat bekliyorlar. Bir süreliğine siz de tatile çıksanız, bir dursanız, hatta hiç geri dönmeseniz diye bağırasım geliyor…
İş yerimin olduğu Gümüşsuyu’ndan Dolmabahçe’ye inen yokuşta mini eteği, kot montu, kaskı ile şirin mi şirin, kırılgan mı kırılgan görünümlü genç kız scooter’ı ile giderken, doğal hakkı olan yeşil ışıkta geçerken, o sırada önünde bulunan ve yanından geçeceği taksinin beklemekten sıkılıp ani bir manevrayla ve hızla geri geri geleceğini tahmin etmek zorunda mıdır? Genç kız kıl payı havaya uçmaktan kurtuldu ve şaşkınlık için de geri baka baka yoluna devam etti.

canavar

Taksinin hemen arkasında bu olaya yakından şahit olan ben, uzaklaşan kızın arkasından bakmakla yetinmeyip taksiyi 50 metre ötedeki ışıkta kıstırıp, biraz önceki vurdumduymaz hareketinin bir cana mal olacağını o anki sinirle bağırış çağırış ifade ettim. “Eeee be ne olmuş” diyerek boş boş bakmaya devam eden taksicinin ise dünya umurunda değildi. O bir an önce müşterisini indirip bir sonraki müşteriyi alma derdindeydi. Bu sadece küçücük bir vaka. Hepimiz gün içinde sayısız canavara şahit oluyoruz.
Sık sık taksiye binen bir kişi olarak taksi şoförlerinin özellikle son 1-2 senedir iyiden iyiye çılgınca araba kullandığına şahit oluyorum. Bahaneleri de “Bu trafikte ne yapalım abla?” oluyor. Tabii ki onların yanı sıra hafta sonu canavarlarını, gece boş buldukları caddeleri mesken tutup sürekli spin atanları, patinaj çekenleri, gece makas atarak yarışanları ve daha pek çok vakayı da şiddetle kınıyor, hepimizin trafik canavarlarından korunmasını diliyorum.

Hale, 2013 – İstanbul

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın