Şunun Şurasında Ne Kaldı? 20 Gün…

0

Başka dillerde “geyik muhabbeti yapmak” diye bir kavram var mıdır bilmiyorum. Ama “geyik muhabbeti yapma” konusunda bizi aşacak bir ülke olmadığına eminim. Misal, 16 Nisan tarihinde “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” ile ilgili Anayasa değişikliği konusunda görüşümüzü belirtmek üzere sandık başına gideceğiz. Demokrasi geleneğinin yerleşmiş olduğu ülkelerde, toplum açısından önem arz eden konularda referanduma yani halk oylamasına başvurmak sıkça rastlanan bir yöntem.

Oy kullanma niteliklerine sahip her vatandaş gibi 16 Nisan günü sandığa gidip, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen ve ülke yönetiminde köklü bir şekilde dönüşüm getiren, 18 maddelik Anayasa değişikliği paketi ile ilgili fikrimizi “Evet” ya da “Hayır” diye işaretleyeceğiz.

Doğal olarak, yurt sathında propaganda faaliyetleri yapılıyor. Sokaklarda, caddelerde tıpkı seçim dönemlerinde olduğu gibi sloganlarla bezenmiş araçlardan halka çağrılar yapılıyor, mümkün olan her noktaya pankartlar asılıyor,sosyal medyada kampanyalar düzenleniyor. Liderler insanüstü bir çabayla neden “evet” ya da neden “hayır” denmesi gerektiğini anlatmak için meydan meydan geziyor. Eksik olmasınlar, televizyonlar da bu mitingleri evimize kadar getiriyorlar.Öyle ki bazen günde 4 saat siyasetçileri dinliyoruz. Ancak o miting konuşmalarını dinlerken, çoğu zaman referandumun içeriğinden farklı konuların gündeme getirildiğine tanıklık ediyoruz. Bir anlamda, “geyik muhabbeti” yapılıyor. İster iktidar olsun, ister muhalefet, tüm siyasetçiler, bizi kendi tezlerine ikna etmek çabasında. Doğrusunu söylemek gerekirse, çok da adil bir propaganda dönemi yaşadığımızı söylemek mümkün değil.

Sonuçta siyaset, söz söyleme sanatıdır. Doğal olarak siyasetçiler, kendi görüşleri doğrultusunda konuşacaklardır.

Ancak, yurttaş olmak farklı bir şey. Anayasa ise tüm toplumu bir arada tutan bir sözleşme. Anayasa’da 18 maddenin değişikliğini içeren bir paketi onaylayıp, onaylamadığımız konusunda sandık başına gitmeden önce “yeni sistemin” ne anlama geldiğini bilmemiz gerekiyor. Yapılması çok zor bir şeyden bahsetmiyoruz. Sadece 10 dakika ayırıp 18 maddeyi okumak sonrasında da üzerinde biraz düşünmek yeterli.

Karar vermek için siyasetçileri dinlemeye kalkarsanız, icraat methiyelerine, kısır tartışmalara, karşılıklı suçlamalara ve referandumla hiç ilgisi olmayan konulara maruz kalabilirsiniz.

Oysa hepimizin kolayca anlayabileceği bir dille yazılmış anayasa değişiklik paketini okuyup, bizden sonraki kuşakların da yaşamını etkileyeceğinin farkında olup tercihimizi yapabiliriz.

Dayanın. Şunun şurasında ne kaldı? 20 gün sonra kararı vermiş olacağız! Aklımızla, vicdanımızla ve gelecek kuşaklara olan sorumluluğumuzla…

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın