Endişelerim…

0

Kendimi asosyal ya da içe dönük biri olarak tanımlayamam. Ancak bazı durumlar karşısında endişe duygusuna kapılmadan edemiyorum. Türkçesi daralıyorum…
Mesela;
1- Doğum Günü kutlamalarında oldum olası kendimi rahat hissetmem. Çocukların doğum günü partilerini bunun dışında tutuyorum. Ama yetişkinlerin kutlamalarında “iyi ki doğdun “ şarkısına eşlik etmek benim için sıkıntı verici bir durum. Çünkü sesimin ayarını tutturamayacağımdan, tüm gözlerin üzerime çevrileceğinden korkarım. Görünmez olmayı gönülden dilediğim çok kutlama yaşadım. Hele kendi doğum günlerimde bu his daha ağır basıyor…

yaşgünü1

2- Markette alışveriş yaptığınızda bir tanıdıkla karşılaşırsınız. Ayaküstü sohbet edip vedalaşırsınız ve alışverişinize dönersiniz. Kasa kuyruğuna girdiğinizde sürpriz! Az öce öpüşüp vedalaştığınız insanla birlikte sıranızı beklemek zorunda kalırsınız. İşte ben o an ne yapacağını bilemeyenlerdenim. On dakika önce “hoşçakal “ dediğim insanla iletişimi nasıl sürdüreceğimi bilemem…
3- Cep telefonunun ekranında “gizli numara” ibaresini gördüğümde elimde olmadan öfkeleniyorum. “Ben senin numaranı göremiyorsam neden cevap vereyim? Diye düşünüyorum. Geçenlerde yine bir gizli numara aradı. Cevap vermedim. Israr etti, ben de direndim. Ama dokuzuncu aramada dayanamadım açtım. Kızım öğretmeniymiş arayan… Okul kuralları gereği velilere telefon numaralarını veremiyorlarmış. Ama yine gizli numara arasa yine cevap vermeme hakkımı kullanırım…

telefon6

4- Başkasında ait bir şeyi kullanırken çok sıkıntı çekerim. Düşünün ki kirada oturduğum evlerin duvarına resim asmak bile benim için büyük azaptı.
5- Bazı insanlar vardır bilgisayarlarını alıp bir kafede oturup işlerini hallederler. Çok imrenirim onlara. Bir kere ben de denedim. Kahvemi aldım, bilgisayarımı açtım. Ama bir türlü internete bağlanamadım. Etrafımdakilere baktım, herkes işiyle meşguldü. Sorunu olan ve bunu çözmek için ne yapacağını bilemeyen bir ben vardım. Kimseden yardım da isteyemedim.
6- Çocuklarla sokağa çıktığımda zaman zaman ısrarlara dayanamayıp hamburgercilere gitmek zorunda kalıyorum. O sipariş verme anı var ya tam bir zulüm. Çocukların kararsızlığı, siparişi alanın kayıtsızlığı ve arkada kuyrukta insanların” sizi bekliyor olduğunu bilmek ” çekilir çile değil. Neyse ki son zamanlarda bu kâbus pek yaşanmıyor…

hamburger

7- Uçak yolculuklarında da sorunluyum. Bırakın türbülansı uçak azıcık sallansa gerginleşiyorum. İlk işim hosteslerin ve diğer yolcuların yüzlerini incelemek oluyor. Korkumu destekleyecek bir ifade bulmaya çalışıyorum. Korkmak da suç değil ya?
8- Bana komik gelen bir şeyi anlattığımda karşımdakilerin yüzünde nezaketen bir gülümseme belirdiğinde içten içe kendime küfrederim. “Ne gereği vardı şimdi bunu anlatmanın ?” diye pişmanlık duyarım.
9- Caddede karşıdan karşıya geçerken de bir garip ruh haline bürünürüm. Trafik ışığı yaya geçidi ve diğer her türlü önleme rağmen karşıdan gelen aracın sürücüsüyle göz teması kurmaya çalışırım. Sanki göz göze gelirsek bir anlaşma sağlanacak ve güven içinde karşıya geçebileceğim. İstanbul ve trafik söz konusu olunca bu maddede haksız sayılmam değil mi?
Dilerim bu hisleri bir tek ben yaşamıyordur…

Lütfen Paylaşın...

Bu yazı yorumlara kapalıdır.