Sanki Her Bulunan Bize Aitmiş Gibi…

0

Yakınlarda bir yerlerde düğün var. Rüzgar, “çayırda buldum seni, ellere vermem seni” türküsünü taşıyor havada. Sanki her bulunan bize aitmiş gibi.

Kucağına bir bebek verildiğinde hayatın anlamı oluyor. Gazı, ağlaması, hıçkırığı, ateşi, beslenmesi, alerjisi, doğum günleri, ödevleri, arkadaşları, ilk kavgası, aşkları, sınavları, ergen bunalımları… Günler yıllara kavuşunca ya o gidiyor, ya sen kalıyorsun. Mutlaka bir şeyler bulunuyor ardından söylenecek.

Kapına bir minik kedi gelir. Kocaman yeşil gözlü… Parmaklarını suya batırıp ağzına bir iki damla girmesini sağlarsın. Üşümekten ya da korkudan titreyen bedenini sarıp sarmalarsın. Sonrasında birlikte oyun bile oynarsın. Ve her sabah kapına gelip yemeğini geciktirdin diye kendi dilinde sövüp sayar. Sen de “aldım kabul ettim” deyip görevini yerine getirirsin. Saatler, günler geçer, gözlerin yollarda kalır. Gelmez.

Yurttaki odada ranzanın üst katında uykun her kaçtığında, genç fidanlar çarpardı gözüne. Her bahar açık yeşil, her sonbahar kızıla boyalı dallarıyla. Birlikte büyümüştünüz birbirinizden habersizce… İlk gençliğin tüm çılgınlıklarına tanıklık etmişlerdi. Diz boyunca kar üstünde sabaha ve kurallara karşı halay çektiğinizi izlemişlerdi sessizce.  Yaşanan her özlemi, aşılamayan her engel karşısında bilenen umudu, yarın hayalini… O fidanlar çoktan ağaç oldu. Ve sanki her bulunan, onlara aitmiş gibi kesildi… Sanki başka bir çözüm olamazmış gibi…

Bozkırın ortasında yoktan var edilen cennet…

“Sineme sarsam seni…”

 

 

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın