Perdeleri Kapatınca Olmuyor

0

Güvenpark’taki saldırının ardından yaşanan acının tarifi ölçüsü yok elbette. Ateş önce ve en çok düştüğü yeri yaktı, ama  biliyorum ve inanıyorum ki milyonların  yitirdiklerimizin resimlerine baktıkça içi sızlıyor.

Bir çoğumuz, acının yanı sıra öfkeyi de derinden yaşıyor. Hatta bazılarımız bunlara ilaveten kafasında uçuşan sorulara bulamadığı cevapların yorgunluğundan muzdarip.

kimimiz acıyı yaşadık

Anlamadığımız çok şey var. Mesela neden gücümüzü yaralarımızı nasıl saracağımız, yeni acıları nasıl önleyeceğimiz yerine “kim ne demiş?” sorusuna yoğunlaşıyoruz? Kendi sevgimiz, merhametimizin dayanışma duygumuzun neresi eksik de dünya liderlerinin ilgisizliğini sorguluyoruz?

Sanki, bizler evlatlarımızı yitirdikten sonra kendiliğimizden tek yürek olup sokaklara çıkıp tepkimizi dillendirdik. Sanki, anneler, babalar, teyzeler, halalar, dayılar, komşular, öğretmenler, belediye çalışanları, aşçılar, ayakkabı tamircileri, bahçıvanlar, marangozlar, mühendisler, bankacılar kısacası her renkten yakalı milyonlar hep bir ağızdan “biz buradayız, biriz” demişiz de, uluslararası toplum “hadi canım sende” yanıtını vermiş.

Kimimiz acının dayanılmaz ağırlığı yüzünden, kimimiz “bizim de başımıza gelebilir” korkusunu aklından kovmak için, kimimiz ne yazık ki “terör” gerçeğini kanıksadığı için, kimimiz “yok sayarsam daha iyi” diye düşündüğü için, kimimiz düşünmeye ihtiyaç duymadığı için, kimimiz kendi yerine düşünenlerin söylediklerini doğru kabul ettiği için, yüreğinin perdelerini sımsıkı kapattı. Kapatmayanlar ise zaten çoktan görünmez hale gelmiş…

perdeleri kapatınca olmuyor ankara

Sonra da “nerede dünya?” diye küsüyoruz. İspanya’dan, Fransa’dan bahsediyoruz. Onların teröre karşı sokakları doldurduğunda verilen desteği kıskanıyoruz. Genç bir İngilizin duygularımıza tercüman olan yazısını baş tacı ediyoruz belki kendilerinden olanın sesini duyarlar diye.

Bırakın dışarıdakileri, biz evimize bakalım.Terörün istediği korku, endişe, geri çekilme gibi ortamın koşulları sağlanmıyor mu?  Sadece son olayda ortaya çıkan bilgi kirliliğini kim temizleyecek? İnternet hızını yavaşlatmak yerine toplumda oluşan kaygıyı anlayışla dinleyip kafalardaki soruları aydınlatacak bir mekanizma kurulamaz mıydı? Başka ülkelerin kendi vatandaşlarına yönelik (ki bu bilgilerin kaynağının bizim yetkililer olduğu söylendi) uyarılarını takip etmek zorunda mıyız? Şimdi 2o Mart ile ilgili uyarıları görüyoruz gazetelerde… Mecbur muyuz fısıltı gazetesinin saldığı korkuyla yaşamaya? Terörün, hayatın doğal akışının bir parçası olduğuna alışmaya zorunlu muyuz?

Ben artık başka cümleler duymak istiyorum. Siyasilerin hamaset yüklü sözlerinden, canlar yitip gittikten sonra terör örgütlerin stratejisinin hedeflerini yorumlayan analizlerinden, her yerde karşıma çıkan nefret söyleminden bıktım artık. Herkes işini yapsın, sorumluluğunu alsın. Ben artık farklı cümleler kurmak istiyorum.Yüreğin ve aklın perdelerini kapatınca olmuyor…

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın