Peki Onlar Ne Yapacak?

0

Türkiye yine çok kritik bir dönemeçte. Nereden bakarsanız bakın 30 yılı aşkın bir süredir akan kanı durdurma çabalarının somut bir sonuca ulaşmasına belki de en yakın zamandayız. Amacım ne barış sürecinden, ne akil adamların çabasından ne de çekilme takviminden bahsetmek. Ben işin farklı bir insani boyutunu tartışmaya açmak istiyorum. İki taraf açısından da ömrünü karşı taraf ile mücadele etmeye adamış insanlar benim derdim.
Bu ülkede on yıllarca “ötekinin” kötü olduğu öğretisiyle eğitilen, bunu bir yaşam amacı olarak kabul eden kaç kişi var? Biliyor muyuz? Ya da bu amaç uğruna kendilerinden, sevdiklerinden ailelerinden uzak kalanlar?
Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Berlin Duvarı’nın yıkılması sol entelektüellerinin yıkımı olmuştu. Pusulasız kalmış gemi gibi oradan oraya sürüklenmişlerdi. Kimi kendince aydınlanma, kimi dönüşüm, çoğu ise bir yok oluş yaşadı. Çünkü yıllardır doğru bildikleri artık “yoktu.” İnsanlar maddi yoksunluklara zaman içinde uyum sağlayabiliyor. Ama yaşamlarını inançları, ideolojileri üzerine kuranlar için durum o kadar kolay olmayabiliyor.
Yirmili yaşlarda anlatılan, öğretilen hatta belletilen, uğruna aileni, umutlarını, hayallerini ötelediğin o “ulvi hedefin” artık geçerli olmadığını hissetmek nasıl bir düş kırıklığıdır? Yıllarca inandığın, emek verdiğin, onlarca, yüzlerce yoldaşını yitirdiğin davanın “harç bitti amele paydos” sloganıyla tarihin sayfalarına gömülmesini izlemek insana kendini nasıl hissettirir?
soru4
Yargı süreci tamamlanmadığı için yıllarını hapishanede geçiren insanların sorduğu “neden?” sorusu, bu kez sessiz ve sayılarını bilemediğimiz “adanmışların” beyinlerinde yankılanacak.
Yaşam enerjisini, vatan, bölünme kaygısı, var olma, haklarını savunma telaşı, gibi yüce değerlerle artırmaya programlanan bu insanlara süreç nasıl bir ufuk vaat ediyor?
Bir amacı, inancı, ideolojiyi her şeyin önüne koyan insan bunun geçerliliğini yitirdiğini gördüğünde düşeceği boşluktan tek başına çıkamaz sanırım. Bu tür dönüşümler yaşayan ülkeler benzer sorunlara karşı ne tür önlemler almışlar ya da gerek kalmış mı bilemiyorum. Ama Türkiye’nin kendini kullanılıp bir kenara atılmış veya “aslında her şey yalanmış” diyerek boşlukta salınacak binlerce değerli bireyi olduğunun farkındayım.
Keşke sözcüğünün bir şey ifade etmediğini de bilecek yaştayım. Umarım ülkemin yetkili ve akil insanları, her şeyi uzaktan izleyen ve aynı anda kendi yaşamları da gözlerinin önünde bir film şeridi gibi akan bu insanların farkındadır. Ve yine umarım bu potansiyeli kendisine bir zarar vermeden sistemin içinde yer almaya ikna edebiliriz. Yoksa ortada serseri mayın gibi gezen, umutsuz, amaçsız ve dağılmış evlatlarımıza ağlayacağız.

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın