O Yaşların Hiç Gelmeyeceğini Sanırsınız…

0

Aynaya yakından baktığınızda gözünüze ilk olarak çirkin bulduğunuz yanlarınız çarpar. Burnunuz biraz yamuk, dişleriniz bakımsız, cildiniz hafif kuru mu? Bu çarpmanın ardından çözüm yolları ararsınız. İyi bir estetik cerrah, maharetli bir diş hekimi ve halden anlayan bir dermatolog… Eldeki maddi imkanlar, eş dostun tavsiyeleri ve biraz da zamanınız varsa “sorun” diye gördüklerinizi bir şekilde çözersiniz.

 

Eğer henüz o yaşlarda değilseniz….

O yaşlardan kastımız 50 yaş ve üstü… İşte o yaşlarda farklı kaygılar çalar kapınızı.

Öncelikle muhasebe yapmaya başlarsınız. Eğer daha erken zamanda bu beceriyi kazandıysanız “sıkıntı yok” korkmayın! Muhasebe denilen şey, hesap yapabilme becerisi. “Çeşme akarken kovaları doldurmayı akıl edebildiniz mi? “ Yani yaşam enerjiniz zirvede dolaşırken “birikim” yapmayı hatırladınız mı?

Sağlıklı bir beden için hareket etmenin önemini kavradınız mı?

Bedeniniz aklınız ve duygularınız yeterince beslendi mi?

Gerçekten ne istediğinizi anlamak için arada durup mola verdiniz mi?

Yarın kaygısı üzerine hiç düşündünüz mü?

Kenara köşeye kimseye muhtaç olmadan bir süre yaşayabilecek bir kaç kuruş ayırabildiniz mi?

Kendinize bile itiraf etmekte zorlanacağınız çılgınlıklarınız oldu mu?

Akıllı rakiplerinizi takdir edecek kadar yürekli, en sert eleştirileri yapan dostlarınızı yanınızda ama daha da önemlisi kalbinizde taşıyacak kadar cesur olmayı öğrenebildiniz mi?

Bu liste uzar gider… Hepimizin farklı öncelikleri vardır değil mi?

Sonra, doğanın kuralları girer devreye. Önce bedeniniz sinyalleri alır. Şeker, tansiyon, eklem ağrıları, belki romatizma, kalp sıkıntıları ya da kanser. Ama önce idrar kesesi! Yıllarca geri plana itilmekten sıkılıp artık her kahkahada, her öksürükte ve her yarım saatte bir kendini hatırlatır. Neyse ki bilim de zamanla gelişiyor. Bu sıkıntıların bir çoğu ile yaşamayı becerebiliyoruz.

Bu kadarla kalsa iyi… Duygular da sorgu hakimi gibi karşınıza dikilir. Çok fazla soru sorar. Cevap vermekte en çok zorlanacağınız soru ise “neden?” olur.

Çevreniz tenhalaşmaya başlar. Kimileri sağlık sorunlarının, kimileri torunların, kimileri başka heyecanların, kimileri ise yaşam gailesinin peşinde koşuşturmaktan görünmez hale gelir. Bir bakarsınız, kendi sesiniz en güzeliymiş.

Aynaya yakından baktığınızda gözünüze ilk güzellikler çarpar gözünüze. Hafif öne eğilmiş olsa da hala güzel görünen burnunuz, kırlaşmış ve azalmaya yüz tutmuş saçlarınız, etrafında kırışıklıklar belirmiş olsa da çapkın gülüşünüz. Bu hali korumak için cephaneye ihtiyaç duyarsınız. Espri yapma yeteneğini koruyan bir kardiyolog, biraz gün ışığı, buyurgan bir nörolog, iyi bir saç boyası, her daim haklı olduğunu iddia eden dostlar, anlatmaya gerek kalmadan anlayan aile efradı ve her şeyin temeli… Can yoldaşın…

O yaşların hiç gelmeyeceğini sanırsınız. Ama şanslıysanız gelir.

 

Doğru hesaplama yaptıysanız…

 

 

 

 

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın