Konuşmak Şart. Ama Üslup Çok Önemli…

0

İlişki kavramına eşiniz,sevgiliniz,çocuklarınız, aileniz ve arkadaşlarınızın tamamını dahil ediyoruz. Çevremde en çok gözlemlediğim şey çok ilginçtir ki insanların birbirlerini dinlemediği… Bakıyorsunuz aslında aynı konuda hem fikirler ama dinlemedikleri için sesler yükseliyor.

Aynı şey çocuklarımızda da var. Dinlemeden, kendi aklından geçenlerle cevap veriyorlar.

Konuşmada en önemli nokta karşınızdaki kişiyi tanımak; zaaflarını, duyarlı olduğu konuları,umutlarını, olumlu ve olumsuz yanlarını bilmek konuya nereden başlayacağımızın temeli oluyor. Konuşmak; dostlukları, hayalleri ve hayatı paylaşmak, birbirimizin hayatındaki değerimizi anlamak demektir. Aslında karşılıklı yaralarınıza iyi geliyorsunuz.

iletişim8

İlişkinize güveniyorsanız her şeyi konuşabilirsiniz. Sonucun çözüme gitmesi de şart değil, çözülemeyecekse bunu da kabul etmek gerekiyor.

Bazı konuları ilişkinin en başında konuşmak daha doğru, evin sorumluluğu, çocuk sahibi olma, kadının (ya da erkeğin) çalışıp çalışmayacağı ve parayı kimin yöneteceği gibi. Bu konular ileride çözümsüz noktalara gidebiliyor.

İlişkileri doğru yönetebilmek, hem karşılıklı güven hem de rahatlama sağlar. Siz fazlasıyla dışa dönük, eşiniz ise daha çok sakin bir yaşantıyı tercih ediyorsa, biri diğerini idare etmesini öğrenmeli, sonuçta bunu bilerek evlendiniz değil mi?

İlişkilerde konuşulamayan konular da var; cinsellik, para gibi, işte ”biz” kültürü burada devreye giriyor.

ilişki22

Ailenin yapısı ve annenin yetişme biçimi de çocuklarıyla olan ilişkiyi etkiler. Anne babanın konuşmadığı, çocukların susturulduğu bir ailede yetişen çocuk, duygularını içeri atmayı öğreniyor. Kendisi ebeveyn olduğunda da çocuklarıyla ortak noktaları yakalayamadığı için iletişim sorunları başlıyor.

Peki” tehlikeli” konularda nasıl konuşmak gerekir?

  • Öncelikle doğru zamanı bekleyin deriz. Önemli bir konuyu konuşmak istediğinizi ve uygun olup olmadığını sormalısınız. İşten yorgun gelmiş bir adama hemen konuyu anlatmaya başlarsanız sizi  muhtemelen (kesin olarak) dinlemeyecektir.
  • Konuyu açarken kendi duygularınızla başlamak, suçlamaya girmekten daha doğru olur. Diyelim ki ailesinin size yaptığı bir şeyden rahatsızlık duydunuz. “Ben …konularda kendimi iyi hissetmiyorum, …..söylediğinde üzülüyorum” diye başlayıp “Nasıl bir yol izleyebiliriz”le bitirirseniz sizi dinleme ve çözüm bulma ihtimali yükselir. Aksi halde etrafına duvarlar örmesi an meselesidir.
  • Diyelim ki; hayat paylaşımınızda otomatik ödemeler onun sorumluluğunda ama unutmuş, kapıda suyunuzu keseceğini söyleyen bir adam var. Konuya “Hep böyle yapıyorsun zaten” ya da “çok sorumsuzsun, hep unutuyorsun” diye girerseniz suçlamaya başlamış olursunuz. Onun yerine “Bir an önce yatırabilir misin, yarım saattir ikna etmeye çalışıyorum” derseniz, bir daha olma ihtimali azalır.

kavga14

  • Beden dilini de atlamayalım, saldırgan ve eliniz belinizde bir tavır ile göz teması kurulmuş, hafif yaklaşmış şekilde konuşmanın arasında fark var. Eşiniz kendisini kapattıysa gözlerini kaçırıp bacağını sallıyorsa; durun ve onarma faaliyetine başlayın. Kontrolünüzü kaybedecek gibiyseniz derin nefes alıp, su için, hatta biraz hava alıp sakinleşin.
  • Karşınızdakini dinlerken ne söylediğini, ne hissettiğini gerçekten anlamaya çalışın. Söylediklerini ona karşı kullanmak yerine, “Söylediklerinden anladığım şu…” diyerek aynalamak  ve cesaretlendirmek yapıcı olur.
  • Kısır döngülerden kurtulun, “50 kere söyledim hala evrakları ortada” derseniz, 50 kere daha söyleseniz de yapacağı yok demektir. Siz de işi eyleme dökün, toplamayın bir süre ya da söylemenin başka bir yolunu bulun.

En çok yapılan yanlış “Aman huzurumuz kaçmasın da “ diyerek konuşmadan kaçınmaktır. İlişkiler işte bu noktada dağılmaya başlıyor.

 

 

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın