Kadın Kadına…

0

Yaz tatili dolayısıyla alışkın olduğum ortamın dışına çıkmaya çalıştım. Yeni yerler, yeni insanlar gördüm. Onlar anlattı ben dinledim. Kulağımda kalan ise kadınların sessiz çığlığı oldu.
Hani derler ya, dış görünüşe aldanma diye! Aile fotoğraflarında yüzlere iliştirilen o gülümsemeyi gerçek hayatta görmek ne zormuş? Kentlikadin.com da dâhil olmak üzere kadına yönelik yayın yapan tüm mecralar ilişkilerin daha sağlıklı olması üzerine binlerce öneri getirir. Bu önerilerin çoğu kadınların iş yaşamında, evlilikte daha doğrusu yaşamın her alanında sağlıklı ilişkiyi kurabilmesine yardımcı olma amacını taşır. Peki, gerçekte neler yaşanıyor?
Son bir ayda daha önce hiç görmediğim kadınlarla tanıştım. Tatil ortamının getirdiği samimiyetle kendi yaşamlarını şeffaf bir şekilde anlattılar. Duyduklarımı, gördüklerimi paylaşmadan geçemeyeceğim…

oruç1
Kurbağaya dönüşürken çevresini de bataklığa çeviren prensler
“Değer verilmek, sevilmek istiyorum!” Bu çığlık dışarıdan bakıldığında mutlu bir evliliği olduğu “sanılan” bir genç kadının dudaklarından dökülüyor. Hem de tanışmamızın üzerinden daha 10 dakika bile geçmemişti. Onun evliliği, gençlik yıllarında filizlenen ve onlarca yıl süren bir ilişkinin ardından başlamıştı. Dışarıdan bakıldığında uyumlu ve mutlu bir resim veren çiftin iki çocuğu olmuş, eşler kendi kariyerlerini de hep yukarıya taşımışlardı. Yani mutlu mesut görünüyorlardı.
Ama resme daha yakından baktığınızda birbirine ölesiye yabancılaşmış iki kişi vardı gözlerinizin önünde. Erkek kadını olası her durumda ve kalabalıkları umursamadan aşağılıyor, kadın ise derin derin nefes alarak susuyordu. Çevrelerindeki herkes, her şeyi görüyor ama sessiz kalarak suça iştirak ediyorlardı. Kadının gözünde uğradığı manevi ve fiziksel şiddeti, aldatılmanın getirdiği çaresizliği ve ne yapacağını bilememenin yol açtığı endişeyi görmemek için kör olmak gerekirdi. Ve herkes “kör olmayı” tercih etti.
Sevgi, aşk, saygı, aile kurumuna saygı, yalnız kalmanın yaratacağı baskı, çocuklar ve sürekli aşağılanmanın getirdiği özgüven kaybı kadını artık soluksuz bırakmıştı. Ben onu işte bu dönemde tanıdım. Neden bu kadarına katlanıyorsun dediğimde, “Nasıl yapacağımı bilmiyorum, yaşamımı değiştirecek enerjim, isteğim kalmadı. Ben artık sadece sevilmek istiyorum, bana değer verilmesini istiyorum.” dedi.
Eşini hala çok sevdiğini ve şu sıralar yaşadığı sağlık sorununun çözülmesi için yanında olması gerektiğini söylüyor. “Aslında o iyi bir adam” diyor, onay beklercesine gözlerime bakarken. Yaşamını rehin alan, kendisini tutsak eden eşine hala âşık.

dost6
Nasıl dayanıyorsun diye sorduğumda aldığım yanıt çarpıcıydı. “Dostlarım sayesinde. Onlar olmasa ne yapardım bilmiyorum. Teknoloji sayesinde yer zaman mekân sınırlaması kalmadı. Onlarla konuşunca, onların desteğini hissedince biraz güçlenebiliyorum.”
O akıllı, kültürlü, güzel bir kadın ve çok iyi bir anne. Kadın dostlarından aldığı destekle ayakta kalabiliyor şimdilik. Yıllar önce yaşadığı aşkı canlandırabilir mi, ilişkisi düzene girer mi? Ya da yeniden bir düzen kurabilir mi? Benim dinlediklerimden çıkardığım sonuç; tünelin ucunda hiç bir ışık yok! Tek tesellim, kadınların zor günlerde birbirlerine verdiği o inanılmaz desteğin varlığı.

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın