Kabullenişleriniz Sizin Kontrolünüzde Olabilir

0

Genelde istemediğimiz, ama mevcut eğitim sistemi nedeni ile puanımızın yettiği üniversite ile başlıyor kendi ilk bilinçli kabullenmeleriniz. Artık rüştünü ispatlamış bir birey oldunuz ve bunun avantajlarını kullanma zamanı. Kime göre olduğunu söylemeye gerek yok tabii ki, bir de ebeveynlere sormak lazım.
Üniversite bağımsızlığınızı ilan ettiğiniz,bir de farklı şehirde iseniz, tamamen yeni bir ülke keşfetme merakı ile sevinerek kabullendiğiniz ilk aşama. Aramızda kalsın, belki de hayatımızdaki tek sevinerek koşulsuz kabul ettiğimiz ilk kabullenme bu.
Üniversite bitiyor ve iş aşaması var sırada.Her ne kadar öğrenciliğin bitmesi, artık hayata atılma ve kendi paranızı kazanma gerçeği çok heyecanlı gelse de, okul bittiğinde kapınızda firmaların sizi işe almak için kuyruk olacağını sanırsınız. Hatta istediğiniz iş, pozisyon ve bağımsızlığınızı tescil edecek iyi maaş ile masanız hazır, kırmızı halıda yürüyerek ona gitmenizi bekliyor. Maalesef, ilk en acı kabullenme de burada yaşanıyor. Çok şanslı az sayıdaki insanlardan biri değilseniz, aradan geçen zaman ve yeterli sayıdaki “biz sizi arayacağız” cümlesinden sonra, ilk “olumlu” cevabı, koşulları çok düşünmeden kabul edersiniz. Aradan günler geçer ve yine az sayıdaki şanslı insanlardan değilseniz, o işin size göre olmadığını fark edip yeni arayışlara yelken açarsınız. Ya istediğiniz işi bulur, istediğiniz seviyelere gelerek bunun mutluluğunu yaşarsınız, ya da bu iş de bana göre değil deyip aradığınızı bulana kadar zaman su gibi akıp gider, bir bakarsınız emekli olmuşsunuz.

hayat3
Okul, iş derken sıra gelir hayatın üçüncü aşaması olan, herkesin sizden beklediği evlenme aşamasına. Evlilik, hayatınızın bundan sonrasının, iyi veya kötü nasıl devam edeceğini belirleyecek diğer kabullenişidir. Evlendiğiniz kişi, “ruh ikiziniz” ise, kabullenmelerinizin en iyisini yaşarsınız, yok eğer yanlış kişi ise, en büyük hatanız tecrübenizdir. Burada unutulmaması gereken, hatanın neresinden dönerseniz kar olduğudur. Boşuna dememiş atasözünde “bir insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur” diye. Yola en az zarar ile devam etmek sizin için en güzelidir.
Evlilik ile bir anda gelen yeni bir aileyi de kabullenmek zorundasınız. Yeni bir anne, yeni bir baba, yeni amcalar, teyzeler, ağabeyler ablalar, elti, görümce, hala derken uzayıp giden koca bir zincir. Ve bir bakmışsınız siz de bu zincirin bir halkası olmuşsunuz.
Cicim ayları biter ve size olan bakışlar yine değişir. Bu sefer çocuk bekler aile eşrafı, sizin ne istediğinizi, evliliğinizden ne beklediğinizi anlayamadan. O kadar çok sorulur ki, çocuk yapmamayı bir eksiklik gibi algılamaya başlayabilirsiniz bir süre sonra.
Evet çocuk deyip geçmeyin, hayatın en güzel, en anlamlı ve en değerli kabullenişidir. Aldığınız nefes ve bundan sonrası hep onun içindir. Çok düşünmezsiniz artık kendinizi, öncelik onundur hayatınızda, onun mutlu olacağı her şey, sizin sorgusuz sualsiz kabulünüzdür. Aynı durum eşiniz için de geçerlidir.
Bundan sonraki kabullenişler, dediğimiz gibi artık sizden çok hayat arkadaşınızın, çocuğunuz veya sevdiklerinizin ağırlıklı olarak yön vereceği seçimler olacaktır. Yani artık sizin istediğiniz kabullenişler değil, hayatınızdaki öncelikli insanların kabullenilişidir size düşen zaman içinde.
İşte burada size düşen görev, hayatınızın kontrolünü bu kadar elinizden bırakmamak ve mutlaka arada bir oturup, sadece “size ait olan hayatın neresindesiniz” bir sorgulamaktır. Zira sevdikleriniz için yaptığınız kabullenişler, unutmayın ki size mutluluk vermek zorunda değiller.
Yaşamda “hayır” demenin hayırlı olabileceğini, kabullenişlerin ve alınan kararların hayatınıza yön vereceğini düşünerek hareket etmek gerekir.

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın