İyiliğin ve Umudun Kuyu’su

0

Kuyu… Bu sözcük bana hep soğuğu, karanlığı, korkuyu çağrıştırır. Bundan on gün önce sosyal medyada  İstanbul Beykoz’da küçük bir köpeğin  kuyuya düştüğü ve kurtarılması için yardım çağrısı yapıldığı paylaşımını görünce de içimde yine aynı hisler uyandı. Üzerine biraz de çaresizlik ve umutsuzluğu ekledim. Tıpkı, çocukken oyun oynadığımızda söylediğimiz “ortada kuyu var, yandan geç” tekerlemesinin hatırlattığı gibi… Gözümüzün önünde insanlara yapılan kötülükleri görmemek için kafamızı kuma gömdüğümüz şu zamanlarda farklı bir şey beklenebilir miydi?

Ama köpeği kuyudan çıkarmak için yardım talep edenler yılmadı. Onlara desteğe koşanların sayısı gün be gün arttı. Hayvanseverlere, itfaiyeden, belediyeden, sivil toplum kuruluşlarından destek gelmeye başladı. 70 metre derinliğinde 30 santimetre çapındaki o kuyuda 10 gündür bekleyen  yavru köpek için  kolar sıvandı. Bir balıkçının köpeği çıkarmak için düzenek hazırladığı, liseli gençlerin geliştirdikleri mekanik kol düzeneğinin denendiği, itfaiyecilerin gece gündüz demeden uğraştığı, maden kazalarının deneyimli kurtarma ekiplerinin taşın altına elini koyduğu ve elinden bir şey gelemeyenlerin ise umutla destek verdikleri bir süreç yaşandı… Ve bu sabah…

Güne bu kısa videoyu defalarca izleyerek başladım. Bir cana yardım edebilmek için günlerce uğraşan insanların sonuca ulaştıkları andaki o coşkusu dünyalara bedel.

Kangal-Akbaş kırması üç aylık köpeğe günler süren ölüm kalım mücadelesinden sonra “Kuyu” adı verildi. Yaşamını bundan sonra onu kurtarmak için büyük emek harcayan Beykoz İtfaiyesi’nde sürdürecek.

Kuyu, son zamanlarda tanıklık ettiğimiz en güzel umut ve dayanışma öyküsünün kahramanı. Kim bilir, belki artık kuyu dendiğinde aklıma soğuk, karanlık ve korku yerine iyilik gelir. Ne de olsa iyilik bulaşıcıdır değil mi?

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın