İnşaat Gürültüsünde Yaşamanın Sonuçları

0

Güzel yurdumun neresinde olursanız olun, şu ara her yerde bir hummalı çalışma gözlersiniz. Hatta bu çalışmayı gözlemekle kalmayıp, beyninizin derinliklerinde hissedersiniz. Çünkü yine bir inşaat mevsimi açılmıştır.
Baharla birlikte uyanan sadece doğa değil, temel atmakla, kat çıkmakla beslenen inşaat sektörüdür. Genel olarak bakıldığında bunda bir anormallik yok. Sonuçta ekonomide canlılık, iş imkânları, yenilik, refahın artmasının işareti olarak yorumlanmalı bu seferberlik hali.
Ancak evimin arkasında aylar önce başlayan ama son haftalarda hızlanan  okul inşaatının ruh halime etkileri beni sağduyudan uzaklaştırdı. İnşaatta, sabah saat en geç 8 gibi başlayıp, gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren çalışmayı ilk günler hoşgörü hatta çokça da sempatiyle değerlendirmiştim.
Ne de olsa bir okul yapılacaktı, yüzlerce çocuk bundan faydalanacaktı. Hem evimin karşısına “onyüzbin” katlı ultra lüks bir “residence” yapılmasındansa, her dakika yaşama sevinci hissettirecek bir okul yapılmasına neden itiraz edeyim ki? Yanlış anlaşılmasın benim itirazım inşaat sürecine…
inşaat
Şimdi sabahları inşaat sesiyle uyanıp, tüm gününü buradan gelen muhtelif gürültüyle geçiren insan evladının aklından ve başından geçenlere bir göz atalım…
1-İlk günler makine sesiyle uyandığında “hava saldırısına mı uğradık?” telaşı yaşanırdı. Şimdilerde ise gürültü biraz daha kanıksandı, korkunun yerini yastıkla ses izolasyonu çalışmaları aldı. Henüz bir aşama kaydedilemedi.
2-Ev halkının günlük koşuşturma için yolcu edilmesinin ardından, kahvaltı eşliğinde gazete okuma alışkanlığı, itinayla terk edilir. Çünkü inşaatta kayalar kırılırken, herhangi bir yazıya odaklanmak mümkün değil.
3-İnşaat için kazılan temelden çıkan koca koca kayalar gelecek için umut verir. Depreme dayanıklı bir muhitte yaşadığını gözlerinle görünce geçici rahatlama yaşarsın.
4- Geçici rahatlama diyorum, çünkü, sıra evi toparlamaya gelmiştir. Ve elinizi sürdüğünüz ve baktığınız her noktada toz tabakası ile selamlaşırsınız. İyi niyetle evinizi temizlersiniz. Ama çok kısa bir süre sonra yaptığınıza temizlik değil “suya yazı yazmak” denildiğini anlarsınız. Çünkü tozlar, hem de artarak geri gelmiştir.
5-Gün ortasında gürültü dayanılmaz boyuta ulaşır. Komşuya kahve içmeye gitmenin bir anlamı yoktur. En iyisi mahalleyi terk etmektir. Çaresiz ve isteksizce alışveriş merkezine gidilir. Ve yok yere gereksiz şeylere para harcanır. Neyse ki, gürültüden biraz olsun kaçılmıştır.
6-Sonsuza kadar dışarıda gezilmez, dönüp dolaşıp eve gelinir. Değişen bir şey yoktur. Gürültü, toz yerli yerinde duruyordur. Telefonla konuşmanın da tadı yoktur. Karşı taraf gürültünün gerekçesini sorar, siz de anlatırsınız. Anlattıkça öfke katsayınız artar. Doğal olarak, her bilinçli yurttaş gibi belediyeye şikâyette bulunursunuz. Aldığınız cevap “okul inşaatı” olduğu için günün her saatinde çalışmaya hakları olduğu yönündedir.
7-Beyniniz bu cevabın ardından “kitle imha uzmanı nasıl olunur?” sorusuna yanıt arar.

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın