Hikaye 1: Kalbinin Anahtarını Çevirmek İster misiniz?

0

Herkesin vardır çocukluk hikayeleri, kimi çocukluk denince uzun uzun konuşur yaptıklarını, yaramazlıklarını anlatır. Kimi de uzun uzun susar çünkü kırıktır çocukluğu… Biz onların güzel anılarını oluşturmak istedik. İşte koruyucu ailelerden ve gönüllülerden anılar;
Siz hiç küçükken, yağmur yağdığında, gök gürlediğinde anneniz yada babanızın yatağına kaçıp geceyi orada geçirmeye yeltenmiş miydiniz?
Peki siz, 5 yaşında bir çocuğun, -kız, erkek fark etmez-, gök gürültülü bir gecede, bilinmez bir yuvanın bir yatakhanesinde, korkularıyla beraber, sığınacak hiç bir limanı olmadan geçirdiği bir geceyi hayal edebilir misiniz?
Siz,en son ne zaman, uzaklardan gelen bir çocuğun ağlama sesini yüreğinizle duyabildiniz?
Koca bir yaşam mücadelesi ile bir ömür bitip tükeniyor,farkına varmadan yaşıyoruz.Geriye dönüp baktığımızda kim ne dersin yine de ” en değerlimiz” ailemiz.
İnsan, eğer kendisi yuvada yaşamamışsa, yağmurlu bir gecede küçük bir çocuğun yüreğinde hangi korkuların yaşandığını asla bilemez.
İnsan, eğer annesini, babasını küçük yaşta kaybetmemişse, -ölü ya da diri- bunun nasıl bir yokluk olduğunu asla idrak edemez.
Herkes için bilinmeyeni, bilinen yapabilmek, yüreğiniz bu frekansa açık ise mümkün. Yoksa siz de “ben yuvalara ziyaret yapamam, buna yüreğim dayanmaz” diyenlerden misiniz?
Şimdi sıra geldi benim hikayeme…
Ben de otuzlu yaşlarımın ortalarına geldiğimde, imkanlarımın erdiği, sağlığımın yettiğince tüp bebek merkezlerini dolduran binlerce kadından birisi, “bir çocuğum olsun” diyenlerdendim. Sayısız denemenin sonunda o zaman hüsran gibi gözüken, ama bana vaat edilenin ne olduğunu anlayamadığım bir dönem…
Evet, evim bir yuvanın belki 500 metre ötesinde idi, ama benim aklımda hala tıbbın son gelişmeleri, yeni tüp bebek yöntemleri dışında hiç bir seçenek yoktu. Arada, bir arkadaş ile sınırlarımızı kırıp bir yuva ziyaretinde bulunsak da, düzenli gitmeye başlamam neredeyse üç dört yılı aldı. Hep geriye bırakılmış, nasılsa bir gün yaparım, düşüncesi.
Yaklaşan bir yeni yıl arifesinde, ilerleyen gönüllülük tecrübem ile belki biraz daha rahat, eve döndüğümde artık ağlamadığım bir gecenin sabahında, sadece bir çocuk için bunu nasıl farklı yapabiliriz düşüncesi .Hemen hafta sonu falan demeden düşünceyi paylaşma ve de sosyal hizmet uzmanı ile görüşme aşaması.

koruyucuaile5

İçimdeki ses : Benim aklımdan geçen belli bir isim yok, (alabilsem hepsini alayım), ama yine de siz en iyisi, “en çok ihtiyacı olanı” önerin, bize yönlendirin…
Spor salonundan çağrıldığında kim bilir hangi duygular ile yanımıza geldi, o zaman tanıdım onu. Daha önce birlikte resim yapmıştık, 1 ay öncesinden tek bir anı. Oysa onun biyolojik annesi ile hayallerindeki dışında bir tek anısı dahi yok.
Evet “bana” en çok ihtiyacı olanı önerdiler. 9 yaşında bir erkek çocuk. Ne yazık ki ben, daha önce yuvaya geldiğim zamanlarda bu kararı verebilseydim belki de 5-6 yaşlarında olacaktı ailemize katıldığında. Okula bizimle başlayacaktı, okumayı öğrenemediği için birinci sınıfta kalmayacaktı. Okula benim elimden tutarak başlayacak, bir anne eli tutamadan okula başlamanın burukluğunu yaşamayacaktı. Arkadaşları üçüncü sınıfta yuvadan gelen bir çocuğun nasıl birden bir annesi olduğunu sorgulamayacaklardı.
Yüreğinizle bu kararı aldıysanız, inanın hiçbir şey zor değil. İlkokuldaki tüm arkadaşlarının onun koruyucu ailesi olduğunu baştan itibaren bilmeleri bizim için hiç bir zaman sorun teşkil etmedi. Bir aile çocuğunun arkadaşları ile nasıl bir iletişim içinde olmalı ise, onu gerçekleştirdik. 3.sınıfta okuma yazma bilmeyen bir çocuğun nasıl 2 ay içinde, okullar yaz tatiline girmeden okumayı söktüğünü beraber yaşadık.
İlk defa karnemizi beraber aldık. Yaz tatili sonrası, 4. sınıfa bir dolu güvenle pırıl pırıl bir başlangıç yaptık. 2+2 den 2.derece paraboller, trigonometrik denklemleri çözdüğümüz teknik lise 10. sınıfa geldik:)
Yazıldığı kadar kolay olmadı okul sürecimiz belki.Çünkü, 0-6 yaşlar arası yuvada kalan çocukların büyük çoğunluğunda görülen dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü en büyük mücadelemiz oldu.
Gök gürültüsü ile aniden uyandığınız bir başka gecede, bir başka çocuğun hala yuvada olduğunu, yorganını korkuyla başına çekmiş olduğunu bilirseniz artık bir daha gözünüze uyku girmez. Hepsine ulaşmak istersiniz, gücünüz yettiğince.
İşte o zaman başlar her şey yeni baştan. Sevgi çemberi kurulma zamanıdır. Adına ne derseniz deyin, gönüllü, koruyucu aile, abla, abi, anne, her birisi için birileri vardır çevrenizde.Hepsine ulaşmak ve hemen anlatmak istersiniz avazınız çıktığınca ve de çok geç olmadan bir çocuk ertesi gök gürültüsüne yuvada kalmasın diye…
Her çocuğun sevgi dolu bir ailede büyümek hakkı, siz de bir çocuğun annesi, ablası, abisi, babası olmaya ne kadar kısa zamanda karar verirseniz “O çocuk” için kalbinin anahtarı daha önce çevrilmiş olacak.

Koruyucu Aile.

Editör Notu;Bu yazıyı yazan arkadaşımızın ismini özellikle vermedik. Ama yazının bütününü okuduğunuzda kendisinin İstanbul Koruyucu Aile Derneği’nin aktif bir üyesi olduğunu anlamışsınızdır.Dileriz siz de bir kaç dakika ayırıp kendinize “NE YAPABİLİRİM?” sorusunu sorarsınız…

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın