Her Şeyden Biraz…

0

Bu aralar, beni en çok sinir eden sözler;
“Çok yoğunum”, “ Hiç bir şeyi yetiştiremiyorum ”, “ Ne yapalım işte, sürekli koşturmaca ” vs. vs. Bu ifadeleri kendim de senelerdir çok fazla kullanır oldum ve fark ettim ki, artık insanlar, “nasılsın?” diye sormaya çekiniyorlar. Bu lafları sıraladıktan sonra, en iyi cevap aslında “Ben sadece öylesine nasılsın diye sormuştum, sesini duyup rahatlayacaktım ama neyse…” olmalı.
Sanki dünyada tek işi olan biziz. Aldığımız soluğu bile hissedemeyecek kadar büyük bir hızla yaşadığımız şu dünyada, meşgul olmayan, zamanı son derece iyi kullanıp her işini düzgün, üstüne üstlük stressiz bir şekilde yetiştiren var mıdır? Telaşsız, zamanı alabildiğine yavaşlatıp her anın keyfine vararak en son ne zaman bir gün geçirdiniz?
İster evde , isterseniz bir iş yerinde çalışın, her işi yüklenme huyunuz varsa ve üstelik de “hayır” diyemiyorsanız işte o zaman hayatınız kaosa,hatta bazen de kabusa döner. O zaman, bir konuya tam anlamıyla yoğunlaşmadan, tek bir işe emek harcamadan hep ondan biraz, bundan biraz hayatımızı geçirir dururuz.Büyük hedefe ulaşıp,başarıya imza atmaktansa, gündelik koşuşturmalarla geçiririz zamanımızı.
Her rolü mükemmel bir şekilde oynamaya çalışırken, bakarız ki baş rolü kaptırmışız… Cem Yılmaz’ın dediği gibi “Her şeyden ama biraz…” Bu her şeyden biraz kültürü, bizim genetiğimize mi yazılmış bilmiyorum ama hayat kalitemizi azalttığı, bizi sinsice kemirip bunalttığı kesin. Düşünsenize, rahat rahat, hiç gocunmadan “Ben bunu bilmiyorum” ya da “Ben bunu yapamam” diyebilmenin dayanılmaz hafifliğini yaşayamıyoruz. Cahil cesaretiyle her işe soyunuyoruz.
Özellikle, Avrupalı ve Amerikalılarla, iş veya sosyal hayatta bir araya gelenler şahit olmuştur.Türkiye’de büyük çoğunluğun farkında olmadan neden olduğu, “sürüncemede bırakma” kötülüğünü yapmazlar kimseye. Genellikle çok net konuşurlar. Bir işi yapamayacaklarını, kendi kapasiteleri, uzmanlık alanları veya ilgi alanlarının dışında olduğunu, rahat ve son derece kendinden emin bir şekilde ifade ederler. Hem de hiçbir kompleks duymadan… Kültürümüzün dayattığı, genetik kodlarımızda yazılan bu “her şeyi bilmek ve yapabilmek zorunluluğunu” , silip attığımız da hem bedenen, hem de ruhen rahatlayıp daha keyifli yaşayacağız.İnanıyorum!

Hale-Istanbul 2013

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın