“Gönül Dağı Yağmur Yağmur Boran Olunca”

0

Akşam evinde oturup eşinle birlikte film izlersin. Arada okuldan arkadaşına telefon edersin. Günlerdir hastanede yaşam mücadelesi veren ortak arkadaşın ile ilgili son durumu öğrenirsin.

“Direniyor. Eminim bu savaştan galip çıkan o olacak…”

Duymak istediğin sözler kulağına ulaşınca rahatlayıp filmin kalan bölümünü izlersin. Ama elinde olmadan gözün telefona kayar. Bir çoğunun 30 yıldır görmediğin sınıf arkadaşlarının içinde olduğu guruba yeni bir haber ulaşmış mı diye merak edersin. Yeni bir şey yok. Hem zaten yoğun bakımdan bu saatte bilgi gelmemesi iyiye delalet.

Film sona erer. Yılların film eleştirmeni edasıyla “güzel olmasına güzel ama sanki eksik bir şeyler vardı.” diye yorumlar yapmaya başlarsın sevdiğinle birlikte. O sırada televizyondan bir türkü çalınır kulağına…

“Dost elinden gel olmazsa varılmaz

Rızasız bahçenin gülü verilmez

Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez

Gönülden gönüle gider yar oy yar oy yar oy yar”

Neşet Ertaş’tan bize yadigar Gönül Dağı… Eşin, “Ne severim bu türküyü” der. Sahi en son ne zaman dinlemiştik bu türküyü diye düşünürken bir de orijinal halini bulursun. Türküyü dinlerken, günlük hay huy içinde hangi gereksiz işlere zaman ayırdığını, başta kendin olmak üzere neleri ıskaladığını düşünürsün.

“Ah, kimselerin vakti yok

Durup ince şeyleri anlamaya “

Gülten Akın anlatmış işte. Anlayana…

Kafanda bin bir düşünce ile uyumaya çalışırsın. Sabah ola, hayrola…

Yeni güne umutla başlarsın.

Arada gözün telefon ekranına kayar. Biri, hastanedeki arkadaşının da  Gönül Dağı’nı çok sevdiğini  yazar. Daha saatler önce dinlediğin Gönül Dağı’na bambaşka anlamlar yüklersin. Yıllardır görmediğin, ama arada haberini aldığın arkadaşın da aynı türküyle efkarlanırmış. Acaba birileri hastanede ona dinletse bir işe yarar mı? Umut işte. İçinden “dayan bunu atlatacaksın” diye seslenirsin… Ama…

“Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca

Akar can üstüne sel gizli gizli”

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın