Geçmişi Sorguluyorum…Kaybetmeden Anlamak Çok mu Zor ?

0

Bugün 13 Mayıs 2011, sabah erken kalkıp babamla beraber annemi doktora götürdük. Ofise dönüp masama oturduğumda bu satırları yazmaya başladım.
Son zamanlarda anneme bir unutkanlık illeti musallat oldu. Doğaldır ki babamda da, annemde de ufaktan panik başladı. Doktora giderken önemli bir şey olmadığını düşünüyor, pek toz kondurmuyordum. Ama çıkışta doktorumuzun “demans başlamış olabilir, bir de psikanaliz test yaptıralım” demesiyle durumun vehametinin farkına vardım. Annemin çöküşü, babamı da aşağıya doğru inen merdivenlerin başına getirecektir.

yaşlı4

İnsan bu durumlarda şapkasını önüne koyuyor; “benim bu süreçteki hatalarım neydi” diye ilk defa objektif bir gözle geçmişi sorgulamaya başlıyor. Genellikle içinde bulunduğumuz durumu ve yaşananları yargılarken kendimizi temize çıkaran içsel ve sessiz hesaplaşma yöntemini tercih ederiz. Halbuki sizi sadece dinlemeyi becerebilecek bir arkadaş, bir profesyonel veya kağıt-kalem ikilisi daha gerçekçi olmanızı sağlar. Kısa süreli ve gerçek olmayan başarılar için birinci yöntemi seçeriz. Beynimizin içindeki ses hep bizi haklı çıkaracaktır. Uzun süreli ve kalıcı çözümler için kendimize yukarıdan bakabileceğimiz ikinci yöntemi tercih etmekse her zaman zordur. Çünkü ağızdan çıkan söz, kağıda yazılan kelimelerin artık şahitleri vardır. Artık haksız çıkma ihtimaliyle karşı karşıyayızdır.

yaşlı19

Gerçekleri iliklerime kadar hissettiğim bugün kağıt kaleme sarıldım ve aşağıdaki beni dinlemeye başladım. Gerçek ben ne diyordu?
Sevgimi(zi) daha düzgün bir şekilde gösterseydim(k) acaba annemin hayatını daha kolay hale getirebilir miydim(k). Tabii ki bu soruların cevabı: “evet”. Ama bir sorunun cevabı daha evet ki o da “bu illetin tek değil onlarca sebebi var değil mi?” Hepimiz itiraf etmeliyiz ki annem ve ben dahil yakın çevresindeki herkesin bu olumsuz sürece katkısı çok.
Annemle birbirimizi çok sevmemize, devamlı bir arada olmamıza rağmen benim duyarsızlığım, önceliklerimin farklılığı, takıntılı bir adam olmam ya da soğukluğumdan dolayı bir türlü kucak kucağa bir yakınlık kuramadık. Son zamanlarda bu konuyu çok düşünür olmuştum. Bu mesafe benden mi kaynaklanıyordu? Her erkek annesi gibi, benim annemin de düştüğü hata; hayatının odağına oğullarını koyup onların büyüdüklerini kabul etmemeleri miydi mesafeyi arttıran? Ben mi asiydim, baskı mı çoktu? Soruları arttırmak mümkün.
Önemli bir soru da; peki azınlıkta mıyım? İnsan çevresine dikkatlice baktığında anlıyor ki, aslında çevresinde o kadar çok benzer, hatta daha ağır vakalar var. Bunların büyük çoğunluğu da hiç ummadığınız kişilerin hayatını kabusa çevirmiş. “Doğanın kanunu bu herhalde” diyerek biraz olsun kendinizi rahatlatabiliyorsunuz. Sonra kendi kendinize referansı kötü örnekten almak doğru değil diyorsunuz.

yaşlı15

Aslında referans annenizin, babanızın size bakarken gözlerinde yakaladığınız ışıltı. Benim içimi rahatlatan da bu zaten.
Geçmiş değişmeyeceğine göre gelecekte “aynı hataları” yapmamak önemli artık. Annemle babam için hayattan beklediğim tek şey bundan sonra da yaşamlarını “kaliteli” olarak sürdürebilmeleri. Sorunlarıyla değil torunlarıyla keyifli zaman geçirebilmeleri. Ben, üzerime düşeni fazlasıyla yapmaya çalışacağım. Onların artık orta yaşın üzerinde olduklarının, her zamankinden daha fazla bize ihtiyaçları olduklarının farkında olarak yaşamımı düzenleyeceğim. Bizden bekledikleri tek şeyin ilgi ve anlayış olduğunu unutmamaya çalışacağım. İstedikleri tek şeyin de huzur.

yaşlı7

Tüm yaşamları boyunca kendilerini çevrelerindeki insanların iyiliğine adamış, başkalarını mutlu etmenin kendi mutluluklarına giden en kestirme yol olduğunu düşünen, sahip olduklarıyla yetinen, fazlası için çalışan, dürüstlüğün en önemli erdem olduğunu bizlere öğreten, kimseye zararı dokunmayan, insanları sahip oldukları için değil sadece kendileri olduğu için seven, paylaşmaktan büyük keyif alan, küçük değil küçücük şeylerden mutlu olan sevgili annem ve babam güzel, sağlıklı, keyifli ve uzun bir yaşlılık dönemini fazlasıyla hakediyorlar.
Umarım torunlarının önemli günlerinde ön sıradaki koltuklarda hep onlar otururlar. Sizi çok seviyorum…

Bu yazı kentli bir erkek tarafından kaleme alınmıştır.

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın