Fazlasıyla Koyu Gri…

0

Artık kabul etmem lazım. Yaşlanıyorum. Tecrübelerin verdiği yaşananların olası sonuçlarını az çok tahmin edebilme yeteneği beni sadece umutsuzluğa itiyor.

Yüksek perdeden söylenen sözlerin artık sadece “laf olsun” diye sarf edildiğinin farkındayım çünkü…

Ülkenin batısıyla doğusunun her gece aynı kaygılarla yatağa girmediğini… Hatta gün ortasında kurşunların hedefi haline gelenlerin bu toprakların evlatları olduğunun göz ardı edildiğini

Huzur, barış, güven, çözüm gibi sözcüklere herkesin aynı anlamları yüklemediğini… Bu sözcüklerin özellikle de tam karşı durumlarda kullanıldığını..

İnsan yaşamının değerinin “milliyet, din hatta cins” üzerinden farklı olarak ölçülebildiğini…

Çocuklara okuma yazma öğretmenin tehlikeli bir yaklaşım olduğunu, çünkü ileride çok okumaları  ve yazmaları üstelik bir de düşünme yoluna girdiklerinde canlarının yanacağını…

İnsan hakları, demokrasi, hukuk gibi evrensel tanımların “muktedire” (coğrafyadan bağımsız olarak) bağlı olarak yorumlandığını…

Savaş sözcüğünün eyleme dönüşmesi halinde yaşanacak felaketin umursanmamasını…

Kıyıya vuran çocuk bedenlerinin artık kimsenin yüreğini dağlamadığını gördüğümde…

Umut limanından çok uzaklaştığımı anlıyorum…

Çünkü bir hafta içinde, Ege’de kıyıya en az altı çocuğun cansız bedeni vurdu. Çünkü gazeteciler Erdem Gül ve Can Dündar tutuklandı . Çünkü Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi uğradığı silahlı saldırı sonucunda yaşamını yitirdi. Üstelik bir polis de şehit oldu. Savaş uçağının düşürülmesinin ardından Rusya ile yaşananlar ya da yaşanacaklar da cabası…

 

 

 

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın