Facebook Ne İşe Yarar?

0

“Sosyal Medya”, kentli yaşamın vazgeçilmezleri arasında yerini çoktan aldı. Önce, Facebook, ardından Twitter, İnstagram, Pinterest ve Tumblr. Twitter sayesinde dünyanın dört bir yanında olup bitenden haberdar olabiliyoruz. Tumblr henüz Türkiye’de rüştünü ispat etmemiş olmasa bile blogları, ilginç resimleri ile sosyal paylaşımı bir basamak yukarı taşıyor. Pinterest de, insanların birçok bilgiye erişebildiği bir ortam. İçimizdeki sanatçıyı açığa çıkaran İnstagram ise yepyeni bir dünyaya açılan bir kapı.
Peki ya sosyal medyanın öncüsü Facebook ne durumda? Mark Zuckerberg’in dâhiyane fikri, başlangıçta milyonları özellikle de gençleri çok etkilemişti. Ama sanki artık, orta yaş grubunun geçmişi ile yüzleştiği bir sosyal mecra…
Facebook nedir? Bu sorunun cevabını, yeniden gözden geçirmek lazım herhalde. Hemen hepimizin aklından geçen yanıt, insanların eski arkadaşları ile iletişim kurabildiği sosyal bir ortam. Ama bu gelinen nokta, bu yanıtla çelişiyor. Çünkü, bizler Facebook’da artık sadece yıllardır ulaşamadığımız dostlarımız ile ilgilenmek yerine dünyaya da ayar veriyoruz.
Kayıpları bulmaya çalışıp, haritada yerini bile bilmediğimiz ülkelerdeki siyasi duruma yorum yapıyoruz. Hatta yüce gönüllülük gösterip “beğen” kutucuğunu tıkladığımızda, bir takım şirketlerin (?) insaniyet adına milyonlar yatırdığına inanıyoruz. Sanal oyun piyasası daha büyüsün diye, “sanal ortamda” bağışlar yapıyoruz.
Biz Facebook’ı yıllar içinde izini yitirdiğimiz dostlarımıza (?) kavuşturduğu için çok sevmiştik. Ama gelinen noktaya bir bakın! İnsanların gezdikleri yerleri, nasıl eğlendiklerini, ne mükemmel hayatları olduğunu, kurdukları işin ulaştığı boyutlarını, yılların onların gençliğini ya da güzelliğini etkilemediğini görmek sizi nasıl etkiliyor? “Sevdiğim insanların iyi olması, beni de mutlu eder” türünden fazlasıyla kibar yorumları bir yana bırakırsak, iç hesaplaşmanız ne âlemde?
Yıllar önce rekabet içinde olduğunuz birinin, bu gün de farklı başarılara imza attığını görmek, eskiden romantik bir şeyler yaşamayı umduğunuz erkeğin/kadının, aslında size asla bakmayacağını fark etmek, insanın özgüvenini tırmalıyor.
Belki de Facebook, insanın geçmişiyle ya da kendisi ile yüzleştiği bir pencere. Bu pencereden bakınca, geçmişte yaptığınız hataları, atmadığınız adımları, göze alamadığınız riskleri, tanımak istediğiniz insanları, yaşamınızda kalmasına asla izin vermeyeceğiniz eskileri görürsünüz. Bitmek bilmeyen bir hesaplaşmadır yaşadığınız.
Gençler tehlikeyi bizden önce fark etti ve başka sosyal paylaşım alanlarına kaymaya başladı. Zaten hangi aklı başında bir genç annesinin de dâhil olduğu bir ortamda kendi gerçeklerini dillendirir ki?

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın