Evin Küçüğü Olmak …

0

Hep öyledir, ailede çocuklar durumlarından hiç memnun olmazlar. Büyükler, anne babaların çocuk yetiştirme teknikleri konusunda denek olduklarını savunurken, orta sırada yer alanlar “beni kimse fark etmedi bile.” isyan eder. Bu iki grup ailenin en şanslısının, en çok sevgi, ilgi gösterileninin küçükler olduğu noktasında hemfikirdir.
Peki, evin küçükleri hallerinden memnun mu? Kabul edelim, aile büyükleri, en küçüklere karşı daha toleranslı, hatta belki daha şefkatli. Ağabey ve ablaların gençlik döneminde ebeveynlere karşı verdiği özgürlük mücadelesinin keyfini, küçükler sürer. Onlardan beklentiler de diğerlerine oranla hayli düşüktür. Beklenti az, baskı az, bir de evin bebeği olmanın getirdiği şımarıklık hali, küçükleri, kendilerinden önce dünyaya gelenlerin hedefi yapar.
Evin küçüklerine sorarsanız, onların da hayatının zor olduğunu anlarsınız. Çünkü aile için, onunla yaşananlar, diğer çocukların geçtiği aşamaların bir tekrarıdır. Ne okumayı sökmesi, ne müsamerelerdeki rolü, ne sınav başarıları ne de mezuniyetleri coşkuyla karşılanır. Çünkü bu sahneyi anne babalar daha önce izlemiştir. Albümlerde fotoğrafları bile büyüklerine oranla çok azdır.
çocuk9
En kötüsü de büyüklerin başarıları, başarısızlıkları, hobileri, yarattığı hayal kırıklıkları ya da kahramanlıklarının sizi gölge gibi takip etmesidir. Yaşam bir karşılaştırma zemininde başlar ve devam eder.
Akademik alanda ya da iş hayatında çok saygın bir konuma ulaşsanız bile, ailenizin gözündeki “evin bebeği” sıfatı peşinizi bırakmaz. Fikirlerinizi kabul ettirmek için hep mücadele etmek, hep haklılığınızı kanıtlamak zorundasınızdır. En ufak bir gerginlikte “o daha çocuk” etiketiyle güya koruma altına alınırsınız. Ne yazık ki hiçbir zaman büyümeyeceksiniz.
Evin küçüğü olmak, ebeveynlerin ayak işleri için en rahat ulaşacağı kişi olmayı da beraberinde getirir. Çünkü nazlarının en genç evlada geçeceğine inanırlar. Büyüklerin aile işlerinde karar verici, küçüklerin ise hep emir eri olarak kullanılması can sıkıcı olabiliyor. Anne babaların en zinde dönemlerini büyük çocuklarıyla geçirip, küçüğe nispeten yorulmuş ve yaşlanmış hallerinin kalması da ayrı bir hikâye.
Yine de evin en küçüğü olmanın getirdiği o “şımarıklık” halinin, onlar açısından bir şans olduğuna inanıyorum. Dış dünyaya karşı mücadele verirken, aile içindeki çekişmelerden elde edilen deneyim en çok küçüklerin işine yarıyor. En azından çok çocuklu bir ailenin en büyük çocuğu olarak ben böyle gördüm.

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın