Değişmek mi, Değişime Direnmek mi Zor?

0

Baştan kabul ediyorum çok iddialı bir başlık attım yazıya. Ama 50’ye bir kala, henüz değişmeye karşı değilim. Yenilikler kapımı çaldığında kafamı yorganın altına saklamıyorum. Biliyorum ki; gün gelecek, o kapıdan içeriye sadece sessizlik girecek.
Şimdi bana, “farklı bir ülkeye ya da kente gidiyorsun.” deseler, hemen hayaller kurmaya, planlar yapmaya başlarım. İlk hedefim kendime ait bir konfor alanı yaratmak olur. Rahat ve sıcak bir köşe, kitaplar, filmler ve mutlaka iletişim teknolojisinin altyapısı. Ama derlerse “bazı lüksleri beraberinde götürebilirsin…” o zaman daha mutlu olurum. Hayallerimi koyarım bir cebime. Diğerine ise hayal kırıklıklarımı. Böylece kendimi savunmasız ve yalnız hissetmem. Çünkü bana eşlik eden “ben “ vardır yanımda.

kadın54

Zamanla dünyevi zevkler de ağır basıyor. Deniz, göl, akarsu olmadı kanal. İnsan bir yerde derdini ummana dökmek istiyor. Su kenarında olmak nedense rahatlatıyor. Bir de toprağa basmak var.. Toprağa bastırılmadan önce, ayaklarının altında doğayı hissetmek. Yani ev almadan zemin kontrolü yapmak. Maviyi görmek için pencerende jimnastik hareketlerine ihtiyaç duymamak mesela. Ya da gün batımının kızıllığını perdeleyen beton yığınlarından uzakta olabilmeyi başarmak. Bunları da çantama koyabilirsem, kim korkar değişimden?
Zorunlu bir değişim ise bile, kapıyı kapattığında kendi dünyamı yaşamaya başlama şansım olacaksa ne gam? Hele bir de, huzurun bu kapının ardında olduğundan eminsem.
Dostlukların mekân ve zamanla sınırlı olmadığını bilecek kadar uzun bir süre misafir oldum bu âlemde. Kalabalıklar içinde maske takacağıma, canlar arasında salya sümük ağlamanın nesi kötü?

kadın55

Daha çocuklukta yüzmenin ne demek olduğunu bilmezken, okyanuslara açılacak kadar deli cesaretine sahip olduysam; bu yaş itibariyle eski dünyayı yıkıp, yenisine başlamak neden zor olsun ki? En azından “bazı yolların Roma’ya çıktığını” öğrendim.
Ve fakat biliyorum ki; değişim sadece onu istemekle bitmiyor. Önce ayağa kalkmanın, anlamanın, harekete geçmenin ve daha sonra kabullenmenin antrenmanını yapmak lazım. Hiçbir oyun provasız sahnelenmez.
Dünyamın merkezinde bulunan ilham perileri bana sık sık; “muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” Sözünü hatırlatıyor. Ben de cevap veriyorum; “iyi ki varsınız ve benimsiniz…”
Yazının başlığına dönersem; değişmek de zor, değişime direnmek de… Zaten değişmeyen deliler ve ölüler değil midir?
Bir saniye izin verin lütfen… Ben yaşıyorum, ama deli miyim bilmiyorum.

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın