Çok Geç Olmadan…

0

Lafa geldiğinde çocuklarımız hayattaki en değerli varlıklarımızdır. Onlar için her türlü fedakarlığa hazırızdır. Zaten bir çok anne baba, çocukları daha iyi eğitim alsın diye kendi ihtiyaçlarını bir kenara iter. Mümkünse özelde okutur, devlette ise tavsiye edilen bir okula sokmak için canını dişine takar. Çocuğun yaşamına yön verecek TEOG, YGS, LYS sınavlarına hazırlık için tüm maddi imkanını seferber eder. Çünkü çocuğu iyi bir üniversiteye girerse, “geleceği kurtulur”  diye düşünür.

Dün Türkiye’de milyonlarca evde YGS heyecanı vardı. Sınava giren 2 milyon 161 bin 438 aday, ÖSYM’nin internet sitesinden yapılacak açıklamayı bekledi. Bu adayların kimi sevindi, kimi üzüldü.

Sınava giren adayların 1 milyon 846 bin 845’i 150 barajını aştı.

Dört yıllık lisans programlarına geçiş için gerekli 180 puan barajını aşan aday sayısı 1 milyon 506 bin 479.

Hem eğitim sistemimizi  hem de ülkenin insan potansiyelini anlamak açısından YGS sonuçlarına biraz daha dikkatli bakmamız gerekiyor. Sınavı gerçekleştiren ÖSYM, son üç yılın sonuçlarını bir arada gösteren grafikler hazırlamış. Bu grafiklerde her geçen yıl, sınava giren öğrencilerin başarı oranının düştüğü görünüyor.

Bu yıl YGS’de puanı hesaplanan adayların; her bölümde sorulan 40 sorudan;

Türkçe testinden ortalamaları 17,278

Sosyal bilimlerden ortalamaları 12,308,

Temel matematikten ortalamaları 5,128

Fen bilimlerinden ortalamaları 4,611 olarak gerçekleşti.

 

Rakamlar ve grafikler okuması incelemesi sıkıcı konular gibi gözükse de bu tablo bizim en değerli varlıklarımızın bugünkü eğitim sistemi içine ne halde olduklarını ortaya koyuyor.

Bu tablo bize ne mi anlatıyor?

Çocuklarımız anadillerini anlamakta, kendilerini ifade etmekte zorlanıyor.

Genel kültür seviyesi düşüşte…

Matematik ve Fen bilimlerindeki durum ise çok vahim.

Bu durumun sorumlusu kim? Bu sonuçlar için en son suçlanması gereken öğrenciler. Demek ki eğitim sistemi, okullar, aileler ve toplum olarak bir yerlerde çok ciddi yanlışlar yapıyoruz. Bu yanlışlar, önce kendi çocuklarımızın sonra da ülkenin geleceğini, hayallerini çalıyor. Şu an gündemin ilk sıralarına yerleşen siyaset ve ekonomideki sıkıntılar bir şekilde aşılır. Ancak eğitimdeki bu çöküşü engelleyemezsek Türkiye’nin, yani hepimizin yarınları pek parlak olmayacak.

Başlangıçta söylediğimizi yineleyelim. Lafa geldiğinde çocuklarımız hayattaki en değerli varlıklarımızdır.Onlar için herşeyi yapmaya hazırızdır. O zaman, çocuklarımızı çağın gereklerine uygun bir eğitim alabilmelerini sağlayacak bir eğitim sistemi için hepimizin çaba harcaması gerekiyor. Çok geç olmadan…

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın