ÇEK: Çürümüş Evlilikler/İlişkiler Kulübü – Üye misin? Aday mısın?  

0

 

 

 

Bir Hukuk Profesörü öğrencilere final sınav sorularını dağıtıp sorusu olan var mı diye sorduğunda öğrencilerden biri “safsata” kavramıyla ilgili soruyu anlamadığını, açıklama istediğini belirtiyor. Hoca şöyle bir örnek veriyor: “Boşanmaların birinci nedeni evliliklerdir!”

Türk Medeni Kanunu’na göre “evlenme, iki karşıt cinsten insanın hukuken makbul ve muteber sayılan hayat ortaklığıdır. Bu hayat ortaklığına ”evlilik birliği” denilmektedir” diye geçiyor. Pekiyi nasıl bir hayat ortaklığı bu? Özellikle kadın için..

Sadece kendi başına zaferlerini kazanan bir geçmişe sahip kadın ile tüm zaferlerini başkalarının yardımıyla edinmiş kadın için farklı anlamları olsa gerek. 1. Model’e giren kadınlar için “avcı” diyebiliriz. Hayatlarının çoğu bölümünde tek başına mücadele etmiş, terk etmiş, terk edilmiş, az uyumuş, çok çalışmış, dipteyken çıkmış, yüzeydeyken tatmin olmamış, tepedeyken kadehini kendi kendine kaldırmış kadınlar bunlar…

Diğer tarafta ise “toplayıcılar”. Her zaman bir “avcı” ya (baba, koca, onu kurtarmakla yükümlü, erken büyüyen oğul ya da kız, eş, dost) sahip, avlanmaya ihtiyaç duymamış, tokluğunu verilenle sağlamış, dağınıklığı çok güzel toparlamış, hayatın tozunu almış ama hiç düzeni bozmamış kadınlar.

Marilyn Monroe

 

Hangisisin ya da hayatının hangi döneminde 1.’den 2.ye, 2.den 1. ye geçtin? Hayat ortaklığı diyerek yola çıktığın kişiyle bu dilimin hangisinde çarpıştın? Eğer avcıyken çarpıştıysan ve imzayı attıysan iki nedeni olmalı.. Ya “aşk” ya da “yorgunluk”…  Toplayıcıyken imzayı attıysan da iki nedeni olmalı.. Ya “aşk” ya da “sponsorluk”… Sponsorluk lafına çok kızma… İlk söylendiğinde itici gibi gelse de aslında çok faydalıdır.  Sponsorluk, bir kurumun, kurumsal ve pazarlama amaçlarına yönelik, katılmakta yarar gördüğü olay ve etkinliklere para vererek ya da o olay, etkinlik için gerekli olan” araç / malzeme gibi materyal donanımını sağlayarak desteklemesidir”  deniyor. Yani fayda amaçlı bir yatırımdan söz ediyoruz.

Her iki durumda da gelinen nokta “KKÖ” ise bu işte önemli bir terslik var. KKÖ’nün kısa tanımını yapalım: Kanepede uyuyan hayat ortağın sayesinde elde edilen Kumanda özgürlüğü…  Çiftlerden biri yemek sonrası kanepeye yayılır ve gelen horultu eşliğinde boşta olan kumanda kapılıp usulca istenilen programla baş başa kalınır. Taraflardan biri uyumanın ve dinlenmenin sayesinde gecenin bir yarısı cinsellik talebi ile yanaşırken, bir diğeri o saatlerdeki rehavetini kullanarak uykuya geçecektir. Gerçekten uzun süreli evliliklerde cinsellik önce kadında mı biter? Uzun süreden 30-40 yılı kastetmiyorum.

Finans dersinde vadeyi anlatırken öğrencilere uzun vade “5 yıl üzeri, orta vade 1-5 yıl, kısa vade 1 yıldan az”  denir ve cümle biter bitmez şu bilgi eklenir. “Türkiye gibi az gelişmiş ülkelerde risk faktörü yüksek olduğu için uzun vade 1 yıl, orta vade 3 ay ve üzeri, kısa vade günlük hareketler ve 3 aya kadar olan süreci kapsar.”  Dolayısıyla uzun süreli evlilikteki süreyi buradan hareketle siz tanımlayabilirsiniz. Cinsellik önce kadında bitmez. “Risk” faktörü kimin için ortadan kalktıysa, kim artık “terk edemez” konumundaysa karşı tarafa şunu verir: ben artık bir “av” değilim… Bu kadar basit midir bilinmez ama emin olunan şey elde edinilen her şeyin üzerine “tik”  atıldığıdır..

 

marilyn-monroe2

 

Daha az konuşulan, daha az paylaşılan, daha görev gibi yenen yemeklerin ve “çocuklar”ın geleceğine sığınılarak geçirilen günlerin sonucundan çok, bizim sorgulamamız gereken kendimiz için ne zaman var olduğumuz? Bu bir evlilik olmayıp flört aşamasında giden bir beraberlik olduğunda da işler bir yerden sonra sarpa sarmıyor mu? Didiklenmiyor mu ya da pasifçe kabullenilmiyor mu? İnsan ne zaman didikler? Başka alanları olmadığı zaman, zamanı bol olduğu zaman mı?

Pekiyi, hayat bu kadar uzun mu? Ertelemek için, düzeni bozmamak için bu kadar uzun mu? Galiba sihirli soru şu: En son ne zaman kendi zaferini kazandın!

 

Turuncu-2014 Güneşli bir yer…

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın