Bu Tartışmaları Dinlemekten Bir Tek Ben mi Yoruldum?

0

Neredeyse bir aydır ülke gündemini işgal eden tartışmaları izlerken mideme kramplar giriyor. Öğrenci evleri, karma eğitim, derken ardından gelen dershaneler sorunu. Eğitimin yaygınlığı, niteliği ve daha nasıl iyileştirileceği konularına kafa yormak yerine hep birlikte dizi film izler gibi “kayıkçı kavgasına” dikkat kesildik.
O ne dedi, beriki ne cevap verdi? O gazete ve televizyon ne ile saldırdı, karşı taraf savunmayı nasıl yaptı? Belgeler havada uçuşurken ertesi gün nasıl bir şokla uyanacağımızı tartışır olduk sosyal medyada.
Kabul edelim ki, Türkiye kendine has özellikleri olan bir ülke. Durduk yerde başlayan bir minik tartışma tüm ülkeyi türbülansa sokabilir. Hatta çok kısa bir zaman içinde insanlar birbirine “biz bu noktaya nasıl geldik?” diye de sorabilir.
Ama tartışmanın, cepheleşmenin şehvetine kapılan siyasetçiler, medya ve onlardan beslenenler de sokaktaki gerçeklerden uzak düşüyor. Sanıyorlar ki o sırça köşklerinde çakan kıvılcım hayat gailesini sürdüren insanları aydınlatıyor.
Ekonomiyi ancak kendi yaşamımı idame ettirmeye çabalayacak kadar biliyorum. Bir liralık simidin fiyatına gelen 40 kuruşluk zammın ne anlama geldiğinin farkındayım.

benzin

Tüp gaz fiyatlarına daha üç beş gün önce sessizce yapılan 3o kuruşluk zammın ardından, yine aynı sakin tavırla benzin fiyatlarının “aramızda lafı mı olur” dercesine 10 kuruş artırıldığına da şahidim. Motorine de zam geldi bu arada. Dünyada akaryakıta İsveç’ten sonra en çok para ödeyen bir ülkenin insanıyım. İşin kötüsü, kibar deyimi ile bu “fiyat ayarlamalarının” milyonlarca insanın bütçesine getireceği ekstra yükü artık yaşı 50’lere yaklaşan her yurttaş hesaplayabiliyor. Biliyoruz ki artık her bir tüketim maddesinin fiyatlarına ayar çekilecek!

kar
Aralık ayı çok soğuk geçecekmiş. Bilim insanları öyle diyor. Kim bilir kaç evde ısınmak için zihni sinir projeleri geliştiriliyor. Tabii bir de Van’da konteynerlarda yaşam mücadelesi var. Büyük kentlerin üzerine çöken hava kirliliği kâbusu da cabası…
Belki manşetlerden düştü ama trafik hala ömür törpüsü.

trafik sıkışık

İnsanlar ekmek parası kazanabilmek için saatlerini yollarda geçiriyor. Hatırlıyor musunuz daha 5-6 hafta önce trafik sıkışıklığının suçlusu deşifre edilmişti. Ama trafik hala bildiğimiz kördüğüm.
30 Mart’ta yerel seçimler yapılacak. Türk Kadınının seçme ve seçilme hakkını kazanmasının 79’uncu yıldönümünde kaç hemcinsimiz bu seçimde yarışabilecek? Kadın adayların “adı yok” anladık…

seçim sandığı

Peki, üzerinde konuşabileceğimiz kaç proje sunuldu kamuoyuna? Yaşadığımız kentin ulaşımı, depreme karşı alınacak önlemler ya da imar planları konusunda şahsen bir fikrim yok. Yeşil alanları hakkında konuşmayalım bile…
İşsizlik, sisteme karşı hissedilen güvensizlik, gençlerin yaşadığı gelecek kaygısı, neden yargılandıklarını bile anlayamayan ya da anlatamayan insanlar, dillendirilemeyen ekonomik sıkıntı, nereye varacağı belli olmayan çözüm süreci, atanamayan öğretmenler, mühendisler, teknik personel, kapanma tehlikesi yaşayan tiyatrolar, kitapevleri vb… Daha eklenecek çok başlık var…
Ama bugünler de bize neredeyse zorla kayıkçı kavgası izlettiriliyor… Beğenseniz de beğenmeseniz de her ekranda her gazete sayfasında senaryo aynı… İyi adam kötü adam rollerini canlandıranlar, tuttuğunuz tarafa göre değişir. Sonuç olarak, çok seçeneğiniz yok aslında, Ya uyuşmuş bir şekilde olup biteni seyredeceksiniz ya da mide kramplarıyla yaşamayı kabul edeceksiniz..

Lütfen Paylaşın...

Bu yazı yorumlara kapalıdır.