Bodrum Seyyahı, Zilli Zarife

0

Yaz mevsimi denince Zilli Zarife’nin arkadaşları gözde turizm merkezlerine göç ederler. Zarife de bu konvoya katılmak ister ama “istekler sonsuz, imkânlar sınırlı” lafı çınlar kulaklarında. Eşine de bir şey diyemez. Çünkü adam evlilikleri boyunca, hem Zarife’nin hem de çocukları var oldukları çevreyle uyumlu bir hayat sürmeleri için deliler gibi çalışıyor.
Temmuz ayı başına gelindiğinde ortada yaz tatili için bir plan da yoktur üstelik. Zilli Zarife arkadaşlarını Facebook’ta paylaştıkları, Bodrum’da sabah kahvaltısı keyfi, teknede gün batımı ya da Alaçatı’da sörf denemeleri resimlerini gördükçe çıldırmak üzeredir. Hem daha tatil yaptığının göstergesi olan bikini izleri de yoktur üzerinde. Durduk yere baş ağrısı nöbetleri geçirir. Patlamaya hazır bir bombadır artık.
Neyse ki sonunda hayırsever bir arkadaş imdadına yetişir. Bodrum’daki yazlığa gitmelerini önerir . Ve Zilli Zarife, daha laf ağızdan çıkmadan soluğu hava alanında alır.O an ne iki çocukla bilmediği bir ortamda tatil yapmanın getireceği zorluklar, ne de zaten delinmiş olan aile bütçesine getireceği yük umurundadır.
tatil4
Hem ne olabilirdi ki? Evde pişirip yerler, toplu taşımadan faydalanırlar böylece İstanbul’da harcayacakları kadarı yeterdi… Tabii evdeki hesap çarşıya uymadı. Bodrum’un her daim esen rüzgarı bir süre için tatile çıkmaya karar vermişti.Yani hava çok sıcaktı. Üstelik esnaf da istatistik kurumunun açıkladığı enflasyon rakamlarına inanmadığı için yazlık tarifeyi yürürlüğe koymuştu. Denize girebilmek için sahildeki salaş kafelerde beş yıldızlı otel fiyatlarıyla harcama yapmak da cabası.
Zarife, zaten zor olan bu koşullarla mücadele ederken çocukların bitmek bilmeyen taleplerini de karşılamaya çalıştı. Ama daha üçüncü gün cephanesi tükenmişti. “Kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş” ya, bu hikaye de öyle devam etti.
İstanbul’dan daha önce Bodrum’a göç eden arkadaşları bir yerlere gitmeyi önerdiler. Tam bir macera. Bahama adaları gibi bembeyaz kumları tertemiz denizi olan bir yere gidilecekti. Gidilecek yerde tesis, şemsiye de yoktu. Büyük kentten gelen maceracılar önce alışverişe çıktı. Göçebe kültürünü çoktan unutmuş olan grup, su, kola, cips, kek, simit ve biraz da meyve alıp yola koyuldu. İki arabaya doluşarak Bodrum da bile çoğu kimsenin bilmediği cennete ulaştılar.
tatil7
Akçabük’e varıldığında söylenenlerin abartı olmadığı ortaya çıktı. Çocuklar ıssız bir adaya düştükleri zannıyla mutluydu. Yetişkinler ise manzaradan memnun, ama çok da lüks sayılamayacak; çay içmek, tuvalete gitmek, yumuşak bir yere oturmak gibi ihtiyaçların karşılanamayacağından kaygılıydı.
Zilli Zarife, Bodrum’a ondan önce gidip ortama uyum sağlamış arkadaşlarıyla aynı noktada olmaktan o kadar çok keyif almıştı ki, hiçbir “lüks” onu ilgilendirmiyordu. Sonunda onun da Bodrum ile ilgili anlatacağı maceraları vardı. Güneş batmaya yakın eve dönüldü.
Hasar raporunu vermek gerekirse; Zilli Zarife her türlü yüksek korumalı kremlere rağmen, sırtı, ayakları, bacakları yanık bir şekilde eve döndü. Bikini izi olmadığı için İstanbul’da ortalığı birbirine katan Zilli Zarife bütün gece yanıklar yüzünden uyuyamadı.
tatil8
Üstelik çocuklar da kanoya binmek, balık tutmak ve günün devamında daha başka yerlere gitmek gibi istekleri yerine getirilmediği için mutsuzdu. Olsun , Zilli Zarife’nin de artık Bodrum ile anlatacak bir hikayesi ( yanıkla ilgili de olsa…) vardı. Bir de Akçabük de resim çekmeyi akıl etseydi, Facebook’da paylaşırdı.
Kısmet…

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın