Bodrum Gözlemleri 2013

0

Bodrum’a geleli neredeyse yirmi gün oldu. Hayatın akışına çok da kapılmadan, insanlarla konuşuyorum, onları dinliyorum. Belki de uzun yıllar sonra ilk kez “Bodrum’da nasıl yaşanıyor?” diye bakınıyorum. Ve gelelim gördüklerime…
Temmuz ayı, birçok işletme için zor geçmiş. Çünkü Ramazan ve Gezi eylemleri yüzünden (Onlar öyle söylüyor.) ne yerli turist ne de yabancı ilçeye gelmiş. Ama emin olun, bunun acısı Ağustos ayında çıkarılacak. Çünkü esnafın para kazanmak için sadece bir ayı kaldı. Bu arada gazetelerde okuduğunuz fiyatlar emin olun abartı değil. Örnek vermek gerekirse; süpermarkette 40 kuruşa aldığınız suyu bakkalda 50 kuruşa, restoranlarda da 3-4 liraya içebilirsiniz. Ya da marketten en fazla 1,5 liraya aldığınız gazlı içecek için sahilde 7 ila 10 lira arasında bir bedel ödemeyi göze alın. Yani diren tatilci!
para8
Yemek için ise ciddi bir servet harcamayı baştan kabul edin, sonra üzülmeyin. Adına hamburger ya da çiğ börek deyin, kafadan 15 lirayı bırakacağınızı bilin. İçecek hariç. Ama yemek yerseniz, şezlong parası vermiyorsunuz. Hani sahiller “kamunun kullanımına açıktır” diye bir inanç var ya, o da külliyen yalan.
Bodrum’da bu yıl “doğal dondurma” diye bir slogan var. Ama dondurmanın turkuaz renginde olduğunu görünce insanın biraz kafası karışıyor. Tabii bir de takı alma çılgınlığı var. Nedense yediden yetmişe kadınların hepsi incik boncuk görünce büyüleniyor. Ama büyülerin de bir ömrü olduğunu tecrübe ederek öğreniyorlar. Çünkü boynunuzda çok güzel duran bir kolye, sabah kalktığınızda vücudunuz yetmiyormuş gibi yastığı çarşafı boyayarak size ihanet edebiliyor.
Kaldığım yerin sahilinde Fransızlar tatil yapıyor. Ama gerçekten tatil yapıyorlar. Tüm bir hafta aynı mayoyu giyip ama her gün farklı bir dergi, gazete, ya da kitap okuyarak. “Ne kadar bronzlaştım ?”kaygısına düşmeden ve bedenleriyle ilgili hiçbir komplekse kapılmadan “zumba” yapıyorlar.
zumba
Bodrum’un geleneksel misafirleri İngilizler yerlerini, Azerilere ve Araplara bırakmışlar. Ve sanırım bu iki grup da iyi para harcıyor. Avrupa’da ekonomik sıkıntı yaşanırken, Azeriler Bodrum’un sefasını sürüyor.
Peki, yurttaşlarımız ne yapıyor dersiniz? Kumsal da tablet üzerinden dizi izliyor. Askı izi kalmasın diye şekilden şekle giriyor, serinlemek için de duş alıyor. Evin balkonunda da bronzlaşabilecekken neden o kadar yol parası verip Bodrum’ a geldin? Sormak lazım…
Bu arada ilçede ciddi bir kiralık otomobil ve trafik sıkıntısı var. Bodrum halkı da bu yüzden kendi araçlarını makul ücret karşılığında kiraya veriyor(!). Bayramda Bodrum’a gelmeyi planlayanlar önlem almakta gecikmesin.
IM000469.JPG

Tüm bu yazdıklarım insanların anlattıkları. Bir de doğanın çığlığı var. Denizi deniz gibi kokmayı unutan, yakılıp orman vasfı kaybettirilmiş araziyi zehirli sarmaşık gibi saran yazlıklar ve işgal kuvvetleri edasıyla demirleyen tekneler… Diren Bodrum. Ve umarım bir ara “selam Datça” diyebilirim…

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın