Bisiklet Üzerinde…

0

Tüm çocuklar bayılır bisiklete binmeye… Çocukluğumuzun yaz aylarında bisiklet üstünden inmezdik. Sonra seneler geçti, belki ada gezisi sırasında, belki Caddebostan sahilde birkaç kez binmişizdir, o da sadece 15-20 dakika, bilemedin yarım saat.
Ama bisikletle bir ülkeden diğerine gitmek, ara vermeksizin 1 hafta her gün bisikletle yol katetmek, önce beni çok korkutmuştu. Ve o korkuyla 2012 yılının temmuz ayında 10 gün sürecek ilk bisiklet turumuzu kardeşimin ailesi, 2 Alman arkadaşımız ve biz ailece, Almanya’daki Passau kentinden, Avusturya Viyana’ya kadar giderek tamamlamıştık.
Fotoğraf makinesine sığdıramadığımız eşsiz Tuna nehri manzaralarını, canım köy ve kasabaları, yol boyunca geçtiğimiz şirin duraklama noktalarını beynimize ve kalbimize sığdırmaya çalıştık. Bir haftada 330 km yol yaptık. Sonrasında Viyana’da geçirdiğimiz 2 gün turumuzun ödülü oldu.
Bu deneyim acayip bir şey. Bir kez denediniz mi kanınıza giriyor. Biz de 2013 yazını zor bekledik ve bulduğumuz ilk turla tekrar yollara düştük. Bu sefer Viyana’dan başladık ve varış noktamız Budapeşte idi.Bu seyahatimizde toplamda 380 km yol yaptık. Her gün 65-90 km arasında değişen mesafelerde yol alarak ve saat 17.00 civarında vardığımız otellerde konaklayarak 3 ülkeden geçtik. Yolda turu yaparken eşyalarını bisikletin arkasında taşıyan bisikletçileri görünce, bizim bavullarımızı taşıyan tur şirketine minnettar kaldık.

hale1

2 gece geçirdiğimiz Viyana’dan yola çıkarak ilk gün 68 km yol katederek Bad-Deutsch Altenburg’a varıyoruz. Sonraki günlerde de sırasıyla Slovakya’dan geçerek Mosonmagyarovar, Gtör, Tata, Esztergom ve Budapeşte. Geçen seneki serin Avusturya havasından sonra, Slovakya ve Macaristan çok sıcak gelse de, bazen ay çiçek tarlalarının yanından geçen bisiklet yollarından, bazen TIR’ların da geçtiği ana yollardan bisikletlerimizi sürüyoruz.
En zorlu parkurumuz 78 km yaptığımız 6. günde 20 km boyunca gittiğimiz, lastiğimizin nasıl patlamadığına şaşırdığımız engebeli yan yol. Bu sırada güneş başımıza geçti, su mataraları dibini gördü, hatta yolda bir sapığa bile rastladık. Yolda tanıştığımız Hollandalı, Fransız, Alman, İspanyol bisiklet tutkunları klasik olarak Türkiye’den buralara gelmemize şaşırdı, seneye inşallah bisikletlerin arkasına minik birer Türk bayrağı asacağız. Türkiye milli takımı forması da olabilir.

hale2

Uzun süre azami güç harcayarak yapılan bu tatilde en önemlisi, beraber yola çıkacağınız insanları iyi seçmek. Kimse birbiri ile yarışmıyor, biri yorulup arkada kalırsa, ki bu genellikle ben oluyorum, gruptan biri, ki bu da genellikle Aşkın, Serdar veya Atalay, sonda kalanı bekliyor. Geçen seneye göre ne kadar daha iyi olduğumu söyleyerek moral veriyorlar. Egolarından arınmış, komplekssiz insanlar. Hepsini çok seviyorum.
Geçen seneye göre daha zorlu bir parkur olduğu için belki, bu sene grupta 5 kişi düşerek bacaklarını ve kollarını yaraladı; ama biz keyfimizi yine de bozmadık.
Yolda tanıştığımız ve 70’li yaşlarında olduğunu düşündüğümüz Fransız çiftin dediği gibi; “Şu an yan gelip yatıp, keyfimize bakabilirdik; ama bunu sonuçta biz istedik…”

Hale – İstanbul, 2013

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın