Beceriksiz Bir Kadının Moda İtirafları…

0

Kadın ya da erkek fark etmez dış görünüm herkes için önemlidir. Her birimiz elimizden geldiğince derli toplu görünmeye özen gösteririz. Ama iş modayı takip etmeye geldiğinde, farklı bakış açıları ortaya çıkar. Bazıları modayı yakından takip etmek için tüm imkanlarını seferber eder, bazıları zamanın ruhundan çok da uzak kalmamaya çabalar ve bazıları (benim de içinde olduğum grup) ise moda, alışveriş sözcüklerini duyduğunda “olayla hiç bir ilgisi yokmuş” gibi bir tavır takınır. Diğer gruplarla ilgili yorum yapmaya, ne bilgim ne de görgüm yeter.
Moda konusunda okunabilecek,takip edilebilecek bir çok kaynak var. Ama benim gibi bu endüstriyi bir türlü anlayamayan, üstelik anlamak için çok da çaba harcamayanların içinde bulunduğu ruh halini paylaşmanın zamanının geldiğine inanıyorum. Kimse kızmasın darılmasın. İşte moda ve alışveriş konusunda beni zorlayan, kafamı karıştıran hatta kızdıran şeyler…
1-Arada bir elime geçen moda dergileri,mağaza katalogları ya da gazeteler yeterince can sıkıcı. Bir kere, “gardrobunuzda olmazsa olmazlarınız,mutlaka sahip olmanız gereken parçalar…” gibi yazılar beni ciddi bir özgüven eksikliğine itiyor. Beni tanımadan “ mutlaka sahip olmam gerektiği” fikrine nasıl kapılıyorlar? Ya da neden ben bu konuda o ana kadar bir yoksunluk hissetmedim?

moda25

2- Doğal olarak sahip olmadığım için eksiklik hissetmem gereken giysilerin, benden en az 4 beden daha zayıf modellerin üzerinde sergilenmesi de ayrı bir hikaye. Söyleyin, “sayın moda guruları “dost mu yoksa düşman mısınız?”
3- Moda denen kavramın, sadece ve sadece uzun boylu ve narin kadınlara yönelik bir kampanya olduğundan şiddetle şüpheleniyorum.
4- Hele o defilelerde sergilenen kıyafetler var ya? Diyelim o kıyafetlerden birini almaya gücüm yetti ve hatta uygun bedeni de buldum. Ama o giysileri nerede giyebileceğim konusunda hiç bir fikrim yok. Artı içinde rahat edebileceğim konusunda da derin endişelerim var. Umarım defilelerdeki mankenlerle aynı tür makyajı yapma zorunluluğu da yoktur.
5- Genel kültür bilgisi olarak, modaya yön veren insanların bir çoğunun 40 yaş üzeri olduğunu biliyorum. Orta yaşlarının keyfini yaşadığını umduğum bu insanlar, neden kendi yaş grubunu bu kadar göz ardı eder anlayamıyorum.
6- Modacılara yönelik kaygılarımın ardından, geçelim “arzu nesnelerine”… Moda dergilerinden çalıntı bu ifade ile devam ediyorum; Şu düşük bel pantolonlardan hiç hazzetmedim. Ama bir dönem, başka alternatif bulamadığım için almak zorunda kaldım. Pişmanım…

moda2

7- Son dönemde çokça pompalanan neon renkli giysiler de benden uzak dursun. Siyah güzeldir çünkü zayıf gösterir.
8- Hani, bazen resmi bir ortam için kıyafet almak zorunda kalırsınız. Şans eseri çok da şık bir şey yakalarsınız, o da ne? Gereksiz kemer, boncuk ya da fiyonkla karşı karşıya kalırsınız. Ne yapacaksınız? Giysinin ruhunun bütünlüğü mü, sizin hayatta duruş tarzınız mı?
9- Şimdi bir de mevsimsiz kıyafetler çıktı. Yaz, kış, kısa kollu hatta kolsuz giysiler vitrinlerde. Ama spor yapmakta kendini eksik hisseden bir kadın olarak kolsuz elbiselerden nefret ediyorum. Hatta gerektiğinde bile kimseyi alkışlamıyorum. Çünkü kollarım yer çekimine direnemiyor artık.
10- Şalvar pantolonları çok sevdiğim halde bana yakışmadığı için çok üzgünüm…

kadın pus up

11- İç çamaşırı almak da ayrı bir sorun. Özellikle de sutyen alırken çok zorlandığımı ifade etmek zorundayım. Ne alırsam alayım, dönüp yine eskileri kullanıyorum.
12- İç çamaşırının alt kısmı da bir dert. Adına, pijama,iç çamaşırı denen nesneler insanın kendisini rahat hissetmesine yardımcı olmalı. Ama işin bir de estetik boyutu var. Bu konuda daha fazla yazamayacağım, ağlamaya başlarım diye korkuyorum.
13- Mayo tasarımcıları ve üreticilerinin de arada bir insan içine karışmaları gerektiğini düşünüyorum. Mutlaka orta bir yol bulabiliriz değil mi?

topuklu4

14- Ayakkabı denilince akan sular durur. Ben de kendi çapımda bir ayakkabı düşkünüyüm. Hele yüksek topuklar üzerinde dengede durabileceğime kanaat getirebilsem var ya… Ama bir ayakkabı bana ne kadar çok çekici görünüyorsa o kadar rahatsız çıktı. Rahat ettiğim ayakkabılar da, çevremde bana hissettirilmeden aşağılandı. Farkındayım.
15- Çanta kavramı konusunda tüm dünyayı kavuran kasırgayı da görüyorum. İnsanların bir bakışta o çantanın, hangi sezonun üretimi olduğunu bildiğine hayranlıkla tanık oldum. Ama benim için son tahlil de “çanta çantadır ”. Henüz x bir markanın x bir modeline sahip olmanın vereceği hazzı anlayacak kadar rafine bir kadın olamadım. Ne yapayım?
16- Bir önceki maddede yazdıklarım saat alışverişi için de geçerlidir.
17- Aksesuar konusunda tam anlamıyla “zır cahilim.” Kolye takamam, daralırım. Küpe ağırlık yapar. Klasik bir zevkim var deyip tartışma ortamından sıyrılmak en doğrusu.

shutterstock_140411158

18- Alışveriş süreci ile ilgili sıkıntılarıma gelince… Mağazalarda soru sorabileceğim tezgahtar bulamamak çok acı. Ama daha acı şeyler soyunma odalarında yaşanıyor. Ben şu ana kadar girdiğim hiç bir ortamda aynalara güvenemedim. Çünkü kendi evimdeki aynalardan biri, kendimi çok iyi hissetmeme neden oluyor. Ama öbür aynaya baktığımda öz güvenim sıfırlanıyor… Mağazalardaki ayna sorunsalına bir de aydınlatma hilelerini ekleyin. Kendimi anlatabiliyor muyum?
19- Diyelim vitrinde bir giysiyi beğendiniz, mağazaya girip kendiniz için uygun bedeni istediniz. O genç güzel ve cici tezgahtar sizi tepeden tırnağa süzüp, “biz de en büyük beden 38 ” karşılığını verir. Böyle bir konuşmanın ardından, kimse bana, “alışveriş yapmak çok iyi, terapi gibi” demesin.
20- Ve alışveriş sonrası… Koca kadın olsanız bile hala onay peşinde koşarsınız. Şanslıysanız, anneniz hayattaysa büyük bir zevkle aldığınız kıyafeti gösterdiğinizde ,”bunun bilmem ne rengi yok muydu?” diye sorar ve tüm iştahınız kaybolur.
21- Aldıklarınızı kızınıza gösterirsiniz, dudak büker…
22- Hafif bir utangaçlıkla yeni aldığınız bluzla sokağa çıkarsınız, arkadaşınız; “ne güzelmiş,kaça aldın?” diye sorar.Kem küm edersiniz…
23- Evden çıkarken son kez aynaya bakıp, “budur!” dersiniz, ama girdiğiniz ortamda kendinizin en “ezik” olduğunu fark edersiniz. Ne yapalım?
24- Dolabı düzenlerken, ne zaman aldığınızı bile hatırlamadığınız, ama daha etiketini çıkartmaya fırsat bulamadığınız bir giysiyle karşılaştığınızda hissiyatınız nasıl olur? Ben görmezden gelip,kimseye anlatmıyorum.

bencil

25- Dolabın kapağını açıp ,”giyecek hiç bir şeyim kalmadı!” düşüncesini yüksek sesle dillendirmeye kalkıştığımda kendi kendime kahkahalarla gülüyorum. Çünkü ne kadar çok giysim olursa olsun, alışkanlıklar ağır basar.

Lütfen, kızmayın, eleştirmeyin, insanların bir kısmı da böyle hissediyor…

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın