Balat’ta Yüzleşme…

0

Yüzünü duvara dönmüş bir koltuk ne çok şey anlatıyor. Balat’ı, eskiyi, İstanbul’u,yaşamı,geçmişi ve asla eskisi gibi olmayacağı kesin ama nasıl olacağı da bilinmeyen geleceği… Balat sokakları, yaşadığım şehirde kendimi yabancı hissettirdi bana. Tanımadığım İstanbul’la yüzleştirdi. Aynı nefesi soluyan ama hiç karşılaşmayan iki eski İstanbullu buluştuk, ara sokaklarında. Birini göründüğü halinden farklı, tanımak gibi, anlamak gibiydi . Sadece sahilinden bakıp geçtiğim ara sokaklarında sakince, insanların yüzlerine bakarak, kafamı gökyüzüne çevirerek yürüdüm; gördüğümden çok fazlasını anlattı binaları, insanları, sessizliğiyle…
Bir yanda kırık dökük binalar, diğer tarafta camı olmayan pencerelerin ardında kalan yaşamlar… Bir de burası işte. Öylece oturdum karşısındaki merdivende.

balat koltuk

İçeride sanki bir hesaplaşma vardı; duvarla ahşap oymalı koltuk arasında. Duvarlar dile geliyor, koltuk eşlik ediyordu anılara. Orada kimler oturuyordu acaba? Kaç kişilik bir aileydi? Özenle seçilmiş ahşap oymalı üçlü koltuk olduğuna göre bunun ikilisi ve iki de teklisi vardır herhalde, bir yerlerde ya da artık uzak bir çöplükte parçalanmış halde.

balat

Ama böyle bir seçimse söz konusu olan, yani ahşap oymalı bir oturma takımıysa, bu seçimi yalnız yaşayan biri değil de ancak bir aile yapabilir diye düşünüyorum. O aile şimdi nerede, nasıl bir yaşam sürüyor acaba? Onlardan geriye artık içinde olmadıkları dört duvar ve bu koltuk var. Bir de anıları tabi. O anılarda neler var ? Evin kapısı açık olsaydı içeri girecektim, şahit olmak istiyordum çünkü bu sessizliğe . Sessizlikten, orada yeniden bir yaşam kurmak, için birkaç dakikalığına da olsa.” Aile yaşıyordur.” dedim de; belki ailenin geride kalan tek yaşlı ferdi yaşıyordu. Balat’ın ara sokaklarının sessizliğinde anılarıyla beraber. O aile nerede acaba şimdi diye düşünürken; “yalnız yaşlı biri miydi oturan?” diye sorgulamaya başladım. Hayatta mı değil mi? Sağa sola bakındım sormak için. Sağ sol, her taraf sessiz…
Sokak terkedilmiş gibi. Terkedilmiş gibi ama aynı zamanda camları kırık, hiçbir yaşam belirtisi olamayan küçük evlerden cılız da olsa sesler geliyor, belli ki içinde az da olsa bir yaşam var, perdenin dışına asla yüzünü göstermeyen. Yaşayanların gittiğini sandığınız kırık kapılı, kırık camlı, eski perdeli bir evin pencere önünde yemyeşil çiçekler duruyor. Birşeyler eskiyor, yok oluyor, dağılıyor, ama insanoğlu bir yerden yaşama tutunuyor ve o çiçekleri canlı kalması için her gün suluyor.

balat2

Harabeye dönmüş evdeki duvarla koltuk kafa kafaya vermiş geçmişi tarihe yazmaya devam ediyor. Bir gün, belki çok yakında, biri gelecek o evin anılarından arta kalan tek görüneni, onları da birbirinden ayıracak… Ev yeniden düzenlenecek, duvarların ve anıların üzerine tertemiz bir boya atılacak, o dört duvar, başka anılara ev sahipliği yapacak. Ama koltuğun ömrü buraya kadar. Son adım burası. Bir sonrası yok, yeni bir yaşam, yeni anılar yok. O, sahibinin anılarıyla beraber veda edecek…
Yaşamın içindeki bitişler ne kadar hüzünlü olsa da yeni başlangıçlar da bir o kadar umut verici aslında. Umut, en ihtiyacımız olan… Balat’ta yaşanan bir bitiş… Aslında bitişten önceki veda.Vedaya şahit olmak sarsıcı… Yeniden güneşin doğacağını ümit etmekse, yaşanılası..
Deniz Suyüce Temmuz 2014 İstanbul

Lütfen Paylaşın...

Bu yazı yorumlara kapalıdır.