Aşk Ertelenmeyi Sevmez!

0

Hayat her şeye rağmen yaşamaya değer, yeter ki elimizdekilerin kıymetini bilelim… Yoğun çalışan ve aynı zamanda çocuklarına da zaman ayırmak için koşuşturan tüm kadınların derdidir eşlerine yeterince zaman ayırmamak… Aslında bir süre sonra bu alışkanlığa dönüşür, eşler o mutlu tablonun vazgeçilmez bir parçasıdır ama onlara gerekli özen gösterilir mi orası tartışılır?
Çalışan kadının yaşam döngüsüne bir bakalım. Gün içinde tüm enerji, profesyonel yaşama adanır. Akşam, işten gelen kadın, önce çocuğunun günü iyi geçti mi, okulda sorun var mı, ödevler ne durumda kontrolünü yapar. Sonra çocukla kaliteli zaman geçirmek için bin bir türlü aktivite zinciri başlar. Bu arada, belki ailece yemek yenir, yine de yemeğin konusu çocuğun yaz okulu ya da tatilde en güzel nerede vakit geçireceği olur…
Bu durum çocukların yatma vaktine kadar sürer, sonra bakımlı anne ertesi günün hazırlıklarını yapar. Mümkünse spor yapar ve hatta arkadaşlarına bile vakit ayırır bir kahve içimlik de olsa…
Yorgun bir şekilde yatağa gidildiğinde eşler birbirine sevgiyle küçük birer öpücük verir, iyi geceler diler ve mutlu son! Öyle mi acaba?
Bu süreçte her şey yolunda görünse de erkekler içten içe bir şeyleri kaybeder. Biz kadınlar her şey yolunda, gömlekleri ütülü, istediği yemek de pişti muhakemesini yaparken, eşinden istediği ilgiyi göremeyen erkek yavaş yavaş yitirmeye baslar o aşkla evlendiği kadına karsı hissettiği çekimi. Aynı durum, kadın için de geçerlidir ama mutlu aile tablosunu bozmak istemez.
Erkekler de durum biraz farklı sanırım, onlar sona yaklaştılar mı kaybetmekten korkmazlar, kıvılcım çaktı mı ateşe çok yakındırlar. Bir de ateşleyen unsurlar varsa, yanan ne olursa olsun fark etmez… Çocuk bile onu yolundan döndüremez.
Bu örnekleri yakın çevremde sıklıkla görmeye başladım ben, hatta en beklemediğim ayrılıklar yasandı. Ama bu ayrılıklarda erkek, hep mutlu taraftı… “Beklenen son” dedi, “artık rahatladım biz arkadaşça yollarımızı ayırdık.” dedi, “aşk bitti” dedi…
Ya kadınlar? Onlar farklı yorumladı bu ayrılıkları. Hatta hala evliliklerini yürüten yakın çevrelerine ,”kocalarınızın kıymetini bilin, her şeyi sorun etmeyin” öğütleri verdiler… Kadın, çocuklar büyüyüp görevini layığıyla tamamladığında kocasının elinden tutup ikinci baharı yaşamayı beklerken erkek çoktan yeni ufuklara yelken açmıştı bile.

Dönüp kendimize bir baksak mı? Biz bu hikâyenin neresindeyiz acaba? Kaybetme korkusu olunca size de her şey daha bir değerli gelmiyor mu? “İyi günde, kötü günde” diye başlayan hikâyenin alışkanlıkların ve boş vermişliklerin kurbanı olmaması için biraz ilgiyi ve özeni karşılıklı hak ediyoruz bence. Aşk ertelemeye gelmez. Fırsatınız varken birbirinize sıkıca sarılın…

Banu C. iSTANBUL-2013
Fotoğraf:Burak Eşsiz

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın